AĞUSTOS SAVAŞLARI

AĞUSTOS SAVAŞLARI

Bundan önceki bölümlerde sırasıyla, Deniz Zaferi’ni, 25 Nisan çıkarmasını, çıkarmayı müteakip, gerek Seddülbahir’de ve gerekse de Arıburnu Anzak cephelerinde cereyan eden hadi-seleri özet olarak vermeye çalıştık. Yine önceki bölümlerde, siper savaşlarının almış olduğu durumları, siper yaşamındaki zorlukları, yaşanmış savaş hikayelerini de vererek anlatmaya gayret etmiştik.
Şubat 1915 ayında başlayan Çanakkale macerasının her safhasında, defalarca başarısızlığa mahkum olan İtilaf Devletleri donanmaları ve orduları, bu başarısızlıkları hazmedemiyorlardı. Gerek cephedeki komutanlar, gerekse, İngiltere ve Fransa’daki üst düzey yöneticiler mutlaka başarı istiyorlardı. Rusya, Alman-ya karşısında kelimenin tam anlamıyla tokat üstüne tokat yiyor, adeta imdat çığlıkları arşı tutuyordu. Ayrıca başarısızlık halinde Balkan devletlerinin kendi yanlarında savaşa girmesi tehlikeye giriyor, Almanya’yı arkadan ve yandan kuşatma planları uygulanabilirlik alanından çıkıyordu.
Şimdi Londra ve Paris, bir karar verme durumunda idiler. İstanbul ve tüm Osmanlı yurdu, bütün cazibe ve albenisiyle ufuktaydı, son bir darbeyle ele geçirilmesi ve Birinci Dünya Savaşı’nın bitirilmesi hala mümkündü. Çanakkale Seferi Kuv-vetler Komutanı İngiliz General Ian Hamilton da, istediği kuv-vetleri ve cephaneyi göndermeleri halinde zafere ulaşabileceğini bildirmemiş miydi? Ayrıca varını yoğunu harcayan, yüzbinlerce askerini kaybeden, böylece direnme gücü kalmadığı varsayılan Osmanlı ordusu da, yeni bir saldırı karşısında eski direncini gösterebilir miydi?
İngiltere başkentinde bu düşünceler hakimdi. Gerçi Ça-nakkale savaşlarının planlayıcısı ve mimarı Churchil hükümetteki koltuğunu yine Çanakkale’deki başarısızlık sebebiyle kaybetmişti. Ama olsun, Çanakkale cazibesini kaybetmemişti ki. O halde bu sefer başarılmalıydı.
Önceki bölümde ifade etmiştik, Hamilton’un isteği İngiltere hükümeti tarafından kabul edildi. Takviyeli üç tü-menden oluşan bir kolordu, yeni silah ve mühimmatları ile birlikte, Temmuz’un sonlarına doğru cepheye ulaşacak şekilde yola çıkarılmıştı. Fransa, baştan bu yeni birliklerin gönderilmesini doğru bulmazken sonradan onların da katkılarıyla, olay gerçekleşiyordu.
Hamilton, yeniden ümitlenmişti. Gerçi bu ana kadar yapmış olduğu planları gerçekleştirememişti. Bu Türkler umduğu gibi kolay lokma çıkmamıştı. Ama olsun, kaçırdığı fırsatları tekrar ele geçirmiş olacaktı. Önce şeref ve itibarını kurtaracak, sonra da hala ufukta bekleyen “İstanbulu Fetheden Ko-mutan” olma gibi bir onuru kazanacaktı. Geç de olsa kazanacaktı. Bu sefer Türkleri de, çıkarma yapacağı yerleri de çok iyi tanımış olmanın da avantajlarıyla, yepyeni, sürpriz bir plan yaparak, yakınına kadar gelmiş olan zaferi

TOP