ANZAKLAR ATAKTA

ANZAKLAR ATAKTA

28 Nisanda durdurulan taarruzumuzun hemen sonrasında, bu defa Anzaklar hücuma geçtiler. Savaş gemilerinin destek atışları, karaya çıkardıkları topların ve aldıkları takviye kuvvetlerin tamamının da katıldığı bu atak, gerçekten çok kanlı bo-ğazlaşmalara sebep oldu. Karşılıklı makinalı tüfek atışları ve  süngü hücumları ile akşama kadar geçen muharebeler, gece de kısmen devam etti. Ancak bir başarı sağlayamadılar.
29 ve 30 Nisan günleri karşılıklı atışlar dışında başka önemli olaylara girişilmedi.

HAMİLTON UYANMAYA BAŞLADI

Çıkarmanın yapıldığı 25 Nisan günü, çıkarma esnasında uğranılmış bulunan bütün kayıp ve zararlar, ayrıca ilk gün için yapılan planlardan hiç birinin gerçekleşememiş olması, başkomutan olan İngiliz Generali Ian Hamilton’u bir hayli sarsmış olmasına rağmen, ümidini kırmamıştı. Belki karaya ayak basıp, kuvvetleri, ileri harekata girişirlerse, kaybettiği zamanı yeniden kazanıp hedeflerine ulaşabilirlerdi. Onun için iyimserliği devam ediyordu.
Nitekim 26 Nisan günü, İngiliz Savaş Bakanı Lord  Kitchener’e çektiği telgrafta, durumunu şöyle izah ediyordu:
“Denizleri sakinleştiren Tanrıya, şükürler olsun. Kraliyet donanması, askerlerimizi sanki bir yat yarışınday-mışız gibi, düzenle karaya çıkardı. Donanma ve orduda her rütbeden askerlerimizin gösterdiği gayret sonunda, umutsuz bir direnme karşısında altı noktaya 29000 asker çıkarmayı başardık.”
27 Nisanda gönderdiği raporunda yine iyimserdir:
“Hava koşulları ve askerlerimizin olağanüstü gayreti sayesinde her şey iyi gitmeye devam ediyor.”
Ancak 28-29 ve 30 Nisan günlerinde de beklediği müjdeli haberlerin hiç biri kendisine ulaşmayınca, Hamilton nasıl bir zorlukla karşılaştığını anlamaya ve uyanmaya başlamıştır. Yine anavatanına, bakanına iyimser mesajlar göndermekte, fakat bu kadar güçle bu işin başarılamayacağını da düşünmeye başlamaktadır. İşte çıkarma yapılalı 4-5 gün olmuştur, hala ilk günkü hedeflerine ulaşabilmeyi hayal bile edebilecek bir konumda değildir. Koskoca İtilaf Devletleri Ordusu, Kral’ın Ordusu, Fransa’nın Ordusu, Kanlısırt’a ve Alçıtepe’nin eteklerindeki Kirte önlerine saplanıp kalmıştı. Bir adım bile ileriye gidemi-yorlardı. İlerlemek şöyle dursun, ani bir Türk saldırısı ile denize dökülmek gibi bir  hezimet ihtimali, hiç de uzak bir ihtimal sayılmazdı. Evet taze ve takviye güçlere ihtiyacı vardı. Vardı ama tüm yedeklerini de cepheye sürmüştü. Elinde bir kuvvet kalmamıştı. Tek çıkar yolu anavatandan, Lord Kitchener’den ilave kuvvet istemekti. İyi ama Kitchener onu cepheye yolcu ederken, Fransa’daki batı cephesinden, Almanların önünden, askerlerini çekerek kendisine takviye göndermesinin mümkün olmadığını, ona göre planlarını yapması gerektiğini açıkça söylemişti.
Gerçekten çaresizdi. Kitchener’den gerçeği daha ne kadar gizleyebilecekti? Ondan nasıl ilave kuvvetler isteyebilecekti? 
Binlerce kilometre uzaklıktaki Lord Kitchener ise gerçek durumu, cephedeki diğer yüksek rütbeli askerlerden çoktan öğrenmişti.

TOP