MEZAR TAŞLARININ YARDIMI

MEZAR TAŞLARININ YARDIMI

Günün sonuna doğru, düşman askerlerinin yorgunluğu, sinirlerinin bozukluğu o derece artmıştı ki, ileriye keşif kolları bile gönderemeden bulundukları yerlere yığılıp kalmışlardı. Türklerin, karşılarında bulunan siperleri boşaltarak geri çekilmiş olduklarının, farkına bile varamamışlardı. Sinirlerinin çok bozulmuş ve korkuya kapılmış olduklarından, bütün gece yattıkları mevzilerden, gayesiz olarak sürekli ateş etmeye devam etmişlerdi.
Geceleyin asker arasına yayılan bir haber ortalığı karıştırmaya yetmişti:
“Türk askerleri toptan hücuma geçmişler, siperlere doğru ilerliyorlardı.”
Gerçekten de herkes, kuzeye doğru baktıklarında, dehşete kapılmışlardı. Binlerce Türk askeri siperlerine doğru hücuma geçmiş “Allah! Allah!” diye bağırarak geliyorlardı. Bunu herkes görmüş, tüfek ve makinelilerini Türk askerlerine doğrul-tup, öyle şiddetli ateş ediyorlardı ki, uzaktan bu sesleri dinleyenler dehşetli çarpışmaların olduğunu zannedebilirdi.
Aspinall’in kitabının 313. sayfasında izah ettiğine göre, düşman askerleri sabahın ilk ışıkları ile yaptıkları keşifte, geceki gördükleri Türk askerlerinin, aslında mezar taşları ve selvi ağaçlarından başka bir şey olmadığını, Türk siperlerinin ise ta akşamdan boşaltılmış olduğunu fark etmişlerdi.
Gerçekten de düşmanı, mevzilerine çivileyen, onları yorgun ve bitkin olan Mehmetçiği takip etmekten alıkoyan, ayrıca sabaha kadar binlerce mermi harcamalarına sebep olan şeyin, basit bir göz yanılması mı olduğu, veya Allah’ın bir yardımı mı olduğu, herkesin kendisinin inancına göre yapacağı yoruma bağlıdır.
Ayrıca, kabus görme veya göz yanılması gibi olaylarla bu hadiseyi izah etmeye çalışanlar, ilave olarak duydukları “Allah! Allah!” seslerini de izah etmek zorunda kalacaklardır.

GÜNÜN SONU

Verilen rakamlara göre çıkarma başladığından 26 Nisan akşamına kadar, yani takribi 36 saat sonraki duruma göre, savunma birliklerimiz ciddi bir takviye alamamışlar, buna mu-kabil düşman bu bölgede karaya 15.000’den fazla asker çıkarmıştı. Birliklerimiz toplam 1898 kişi zayiat verirken, düşmanın zayiatı ise 6000 kişiyi geçmişti.
26/27 Nisan gecesi her iki taraf, karşıdakinin bir saldırı yapma ihtimaline karşı tetikte beklemiş, ancak yorgunluk, dağınıklılık, erzak ve cephane ikmali, ayrıca siper kazma gibi tedbirler ağır bastığından, herhangi bir çarpışma meydana gelmemiştir.
Birinci gün Alçıtepe’yi ele geçirip, Kilitbahir platosunu işgal edecek, ikinci gün boğaz istihkamlarını devre dışına çıkaracak, en çok üçüncü gün de boğazı geçecek olan, planlarını buna göre yapmış bulunan düşman, 36 saat sonra ancak sahilden 1-2 km. kadar içeriye girebilmişti. Bunun bedeli de çok ağır olmuştu.  Bundan sonraki günlerde, bu kadar da ilerleyemeyecek, siper muharebeleri, kör dövüşleri, süngü hücumları ve çok ufak toprak kazanımları veya kayıpları şeklinde cereyan edecek olan muharebeler başlayacaktı. Bu harekatların özetini ileriki bölümlere bırakmak üzere biz şimdi Anzak cephesine bir göz atalım.

TOP