ANADOLUYA ÇIKARMA GÖSTERİSİ

ANADOLUYA ÇIKARMA GÖSTERİSİ

25 Nisan çıkarması planlanırken, Seddülbahir asıl çıkarma bölgesi olarak tespit edilirken, Kabatepe civarına yapılacak bir çıkarma ile desteklenmesine ve himaye edilmesine karar ve-rilmişti. Bu iki çıkarma bölgesinin önemini Türklerin gözünden kaçırmak ve diğer bölgelerdeki savunma birliklerini ve yedek güçleri bu bölgelerden uzak tutmak, gayeleri ile de, iki ayrı yere çıkarma gösterisi yapılması kararlaştırılmıştı.
Bunlardan birincisi ve en önemlisi, Bolayır civarındaki Saros körfezine yapılmış olan çıkarma gösterisi  idi, ki bunun bir özetini önceki sayfalarda vermeye çalıştık. Tekrar belirtmek gerekirse, bu çıkarma gösterisi sebebiyle kuvvetlerimizin büyük bir kısmı bu çıkarma bölgesinin muhafazası için, Saros Körfezi’nde konuşlandırılmış, bu sebeple de, gerek Arıburnu gerekse Seddülbahir bölgelerine zamanında yetişememiş olduklarından, düşmanın bu bölgelerde durdurulması çok büyük can kaybına malolmuştu.
Düşman, ikinci olarak Anadolu yakasındaki Beşike limanı ile, Kumkale arasına da bir çıkarma gösterisi düzenlemişti. Bu hareketleri ile, Anadolu’da konuşlandırılan ve önemli bir yekün tutan kuvvetlerimizin, asıl çıkarma bölgelerine intikal ettirilmesini, çok uzun sayılabilecek bir süre engellemiş olduklarını belirtmek gerekir.

Saros bölgesinin, sadece uzaktan topçu ateşiyle dövül-müş, kıyıya sadece asker çıkarılıyormuş gibi yapılmış olduğunu yine izah etmiştik. Fransızların görev aldığı Anadolu bölgesine ise, biraz daha inandırıcı olması ve ayrıca bu bölgede bulunan toplarımızın, Seddülbahir bölgesine yapılmakta olan çıkarmayı, Anadolu’dan ateş açarak engellememesi için, gerçekten asker çıkarılmış, kanlı çarpışmalar meydana gelmiş, Kumkale işgal edilmiş, daha sonra da mukabil taarruzlarla geri alınmak suretiyle gerçek savaş sahneleri yaşanmıştır.
Kısaca özetlemek gerekirse:
Anadolu yakasını herhangi bir çıkarmaya karşı savunmak üzere, 3.Tümenimiz görevlendirilmişti. Diğer sahillerdeki genel savunma stratejileri burada da uygulanmıştı. Tümenin bazı bö-lükleri sahillere çıkabilecek düşmanı gözetlemek ve ilk muka-vemeti göstermek üzere, sahildeki siperlere yerleştirilmişti. Asıl güçlerimiz ise iç kısımlarda bulunuyordu. 11. Tümenimiz de, daha güneyde Ezine ile sahil arasında konuşlanmıştı.
25 Nisan sabahı Fransız savaş gemileri, yanlarına aldıkları Rus savaş gemisi Askold ile birlikte, sahilleri şiddetle dövmeye başladılar. Arkasından 4 gemi dolusu asker ve topçu birliği, savaş gemilerinin refakatinde kıyıya yaklaştılar. Ancak akıntının güçlü olması sebebiyle ancak 09.00’a doğru karaya çıkmaya başladılar. Peyderpey karaya çıkmakta olan Fransız güçleri ağırlıklı olarak, Kumkale civarına çıkıp taarruz ettiler. Bu arada, takviye güçlerimizin de yetişmesiyle, Kumkale civarında şiddetli direnişle karşılaştılar. Kuvvet dengesi üçte bir nispetinde askerlerimizin aleyhine olmasına rağmen, bilhassa Kumkale civarında bulunan mezarlıktaki direniş geç saatlere kadar devam etti. Gece de savaş bütün şiddeti ile sürdü. Kumkale önce düşmanın eline geçtiyse de, mukabil taarruzlarla geri alındı. 26 Nisan öğleye doğru ise, çok zayiat vermiş bulunan birliklerimiz, Kumkale’nin güneyine doğru çekildiler.
Birliklerimiz 1730 kayıp ve 500 civarında esir vermişlerdi. Fransızlarınki ise, 778 zayiat ve 200 esir olarak kaydedil-mektedir. 55

VAHŞET UYGULAMALARI

Burada çok iğrenç, savaş kurallarına ve insanlığa sığmayan bazı olaylar gerçekleşmiştir:
Sonuna kadar mevzilerini savunmuş, subaylarını kaybetmiş, artık direnmenin anlamının kalmadığını görmüş olan bazı askerlerimiz, ellerini kaldırarak teslim olmak istediklerini bildirmişlerdir. Kendileri teslim alınıp esir muamelesi yapılacağı yerde, hepsi elleri havada olduğu halde kurşuna dizilirler. Olayı ertesi gün haber almış olan Hamilton 26 Nisan tarihli hatıralarına şu cümleyi ilave eder:
“Kumkale’de teslim olmak isteyen Türkler öldürüldü.” 56
Bu vahşeti sadece not eden, hiç bir tepki göstermeyen zat, herhangi birisi değil, başkomutandır!

TOP