... VE 25 NİSAN... ÇIKARMA BAŞLIYOR

… VE 25 NİSAN… ÇIKARMA BAŞLIYOR

Osmanlı savaş karargahı bir iki gündür çıkarma yapılmasını bekliyordu. Alınan istihbaratlardan, düşman gemilerinin, uçaklarının ve gözetleme balonlarının hareketlerinden, kısa süre içinde çıkarmanın yapılacağı anlaşılıyordu. Liman Von Sanders, Saros Körfezinden çıkarma yapılacağına o kadar emindi ki, gözlerini hep o tarafa dikmiş, tedbirlerini buna göre almıştı.
24 Nisan akşamı, önemi sonradan anlaşılacak küçük bir olay yaşandı. Kabatepe sahillerini savunmakla görevlendirilmiş 27.Alay 3.Tabur’un komutanı olan Binbaşı Halis Bey’in maiyetinde  görev yapmış olan bir askerin anılarından okuyalım:
“Düşmanın çıkarmasını heyecanla bekliyorduk. Tabur Kumandanımız Binbaşı Halis Bey, gönüllü bir nefer çıkararak, ‘Evvelden İngilizlerin çıkarma yapacakları yere bir şamandıra işareti bıraktıklarını, bunu oradan alarak bizim makineli tüfekleri mevzilediğimiz yerin karşısına koymamızı’ söyledi. Bu gönüllü nefer, ağaç kütüklerinden meydana getirdiği bir salla, evvelce konan bu işareti, oradan söküp, istenilen yere koydu. Burası bizim makineli tüfeklerimize tam bir hedef teşkil ediyordu. Sabahın erken saatlerinde çıkartma başladı. Fakat düşman çok aldatılmış ve aldanmıştı. Çünkü koyduğu işareti yerinde bulamamıştı. Bizim karşımızdaki kumsala çıkarma harekatı başladı. Heyecanla beklenen an gelmişti. İlk çıkartmada gelen Anzak’ların hepsi imha olmuş, denize dökülmüştü. Sürekli ateşimiz devam ediyordu.” 33   
Belirtmemiz gerekir ki, düşman kaynakları böyle bir olayın mümkün olmadığını, çünkü çıkarma yapılacak yerlere böyle şamandıralar koymadıklarını iddia etmektedirler. Bu id-dianın doğru olabileceği, bu şamandıra olayının tarihinin, aske-rimizce yanlış hatırlanmış olabileceği, o tarihten önce düşman şamandıraları için çeştli emirler vermiş olan Binbaşı Halis Bey’in hatıralarını tetkik edersek daha iyi anlaşılabilir.

O gece, 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders, Gelibolu’daki karargahındadır. Gece yarısından sonra, telefonlar çalışmaya başlar ve düşmanın  kabaca dört yerden çıkarma teşebbüslerinde bulunduğu haberleri karargahlara ulaşır. Başkomutan hemen Bolayır’a hareket eder. Gelibolu’da bulunan 7. Tümeni de asıl çıkarma yerlerinden daha uzağa doğru, Bolayır’a doğru yürüyüşe geçirir. Saros Körfezi’ne çıkarma yapılacağından emin olduğu için, bu tümene de peşin olarak cepheye gitme emri verdiğini düşünmektedir. Kendisi Saros Körfezi’ni görebilen  bir tepeciğin arkasından  çıkarma hareketini beklemeye başlar.  Esasında gece yarısından sonra  körfezde çok hareketli olaylar yaşanmaktadır. Daha doğrusu Komutan öyle zannetmektedir. Söz gelimi  açık denizlerden ışıklar  körfeze yaklaşmakta, bir sürü meşaleler yanmakta, bu meşaleler belli aralıklarla kumsala doğru hareket etmekte, kumsalda bir sürü ışıklar ve meşaleler yanmakta, bunlar arasıra yer değiştirmektedir. Yer yer ve zaman zaman İşaret fişekleri atılmaktadır. Bunun anlamı, savaş gemileri körfez açıklarına gelmiş, oradan  çıkarma yapacak olan askerler teknelere binmekte, bu tekneler kumsala doğru hareket ederek, içindekileri sahile bırakmakta ve geri dönüp yeni askerleri getirmekte, sahile çıkmış olan askerler ise hemen mevzi kazıp gizlenmekte ve hücum için sabahı beklemektedir. Ara sıra sahiller gemiler tarafından bombalanmaktadır. Liman Paşa bu heyecanlı senar-yoyu seyrederken, diğer bölgelerdeki çıkarma olayları kendisine bildirilmekte, fakat o bunların sahte çıkarma olduğu, asıl çıkarmanın işte şu anda gözleri önünde yapıldığı kanaatiyle, Seddülbahir, Arıburnu ve Anadolu kıyısındaki çıkarmalarla ilgilenip vakit israf etmek istememektedir. Bütün dikkatleri Saros’tadır. 3. Kolordu komutanı Esat Paşa da, hemen Komu-tan’ın yanına gitmek üzere Bolayır’a hareket eder. Komutanı yatar vaziyette dürbünü ile Saros Körfezi’ni gözetliyorken bulur. Hava yeni yeni aydınlanmaya başlamıştır. Düşman’a ait bazı savaş gemileri Saros körfezine yakın sularda hareket halindedir. Esat Paşa Komutana hızlı adımlarla yaklaşırken, komutan kendisine bağırıyor:
-Eğil yere! Sürünerek gel! Gemilere hedef oluyorsun!
Esat Paşa sürünerek Mareşal’ın yanına gider. Hava ışımış olduğundan, gemilerin su kesimindeki kırmızılıklar farkedilir. Bu kırmızılıkların seviyesinden de gemilerin boş olduğu anlaşılmaktadır. Liman Paşa’da ancak o zaman şafak atar. 34
İngiliz kaynaklarından anlıyoruz ki gerçek olay şudur:
Saros körfezine sahte bir çıkarma yapılacaktır. Bunun için, savaş gemilerinin yanında, güverteleri tahtalarla çevrili, eski yük gemileri, savaş gemisi şeklinde boyanmış, üzerine tenekelerden yapılmış top bataryaları monte edilmiş ve körfeze doğru sevkedilmiş. Ayın battığı ve ortalığın zifiri karanlık olduğu saatlerde bu sahte gemilerde bulunan meşaleler yakılmış, bir iki tekne ile yine bir iki (Bazı kaynaklarda gönüllü seçilmiş bir kişi olduğu bile yazılıdır.) kişi ile bu meşaleler kumsala taşınmış, yanar vaziyette kumsala bırakılmış, yenilerini getirmek üzere tekrar gemilere hareket edilmiş, işaret ve aydınlatma fişekleri kullanılmıştır. Bu arada sahillere ara sıra top atışları da yapılarak, daha inandırıcı olmaya çalışılmıştır. Bütün gece sabah ışıyana kadar bu işlem tekrar edip durmuştur. İşte Liman Paşa dürbünü ile sabaha kadar bu manzarayı seyretmiş, gerçek çıkarma bölgeleri ile ilgilenememiştir.
Kaybedilen zaman çok pahalıya mal olmuştur. Liman Paşa, adeta tiyatro sahnesi seyreder gibi, çıkarma gösterisini izlerken, Gelibolu’daki takviye tümen, asıl cepheden uzaklaşma istikametinde hareket ettirilmiş, böylece asıl çıkarma bölgelerinde çok az miktarda birliklerle sahilleri saatlerce savunmak zorunda bırakılan askerimizin kanının; oluk oluk akmasına, düşmanın da karaya yerleşmesine sebep olmuştur. İşte şimdi bu olayları izah etmeye çalışacağız.

TOP