AH O ALMAN GEMİLERİ!..

AH O ALMAN GEMİLERİ!..

1914 Ağustosunun ilk haftasında Akdeniz’de Alman do-nanmasına ait iki savaş gemisi ile İngiliz donanmasına ait savaş gemileri müthiş bir çatışmaya girişirler. İngiliz gemileri ateş gü-cü bakımından, Alman gemileri ise sürat bakımından diğerle-rinden üstündür. İngiliz gemilerinin ateş gücüne dayanamayan Alman gemileri çareyi kaçmakta bulurlar.
İyi ama nereye kaçabilirler?
Süveyş Kanalı İngilizlerin denetiminde olduğu için, bura-dan kaçmaları söz konusu değildir. Geriye bir tek Marmara De-nizi yolu ile Karadeniz’e kaçma şıkkı kalmıştır. Bunun için Ça-nakkale ve İstanbul boğazlarından geçilmesi gerekmektedir. Ama bütün dünyaya tarafsız olduğunu ilan eden Osmanlı Dev-leti; bu boğazları da savaş gemilerine kapattığını açıklamıştır.
Buna rağmen Almanlar, Enver Paşa ile yaptıkları görüş-melerden sonra, tehlikede olan gemilerinin 11 Ağustos 1914 ta-rihinde Çanakkale Boğazı’ndan içeri girmesini sağlarlar. Bu du-rum ise Osmanlı’nın tarafsızlığını yitirerek fiilen savaşa girmesi anlamına gelmektedir. Nitekim İtilaf devletleri, İstanbul’a ver-dikleri sert bir nota ile, gemilerin derhal iadesini, aksi takdirde bu durumun savaş ilanı anlamına geleceğini bildirirler. (Resim: 7, 8)
Olağanüstü olarak toplanan Osmanlı Kabinesi, yani İttihatçılar bir çare bulmaya çalışırlar. Gemileri geri iade etmeleri mümkün değildir, çünkü Almanlar kesinlikle buna razı değil-dirler. İade etmeseler vakitsiz ve de hazırlıksız olarak savaşa girmiş olacaklardır.
Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteş’in aklına yeni bir çözüm yolu gelir:
Alman gemileri Osmanlı Devleti tarafından, donanma ih-tiyacı için satın alınmış gibi gösterilerek, İngilizler ve Dünya kamuoyuna karşı hile yapılacaktır. İngilizlerin iki gemimize el koymaları olayına da atıfta bulunulursa, dünya kamuoyu kolay bir şekilde inandırılabilir.
Fikir çok beğenilir. Derhal uygulamaya geçilir. Goeben ve Braslau olan gemilerin ismi, Yavuz ve Midilli olarak değişti-rilir. Bu gemilerin Osmanlı donanmasında kullanılmak üzere Al-manlardan satın alındığı başta İngiltere ve Fransa olmak üzere bütün dünyaya ilan edilir. Hile devam etmektedir:
İngiltere ve Fransa’yı bu duruma ikna etmek için, isimleri değiştirilmiş bulunan gemilerin Alman personeline de, Osmanlı fesi giydirilerek, İstanbul Boğazı’na bakan büyükelçiliklerin önünden geçmeleri sağlanır. Böylece, Alman üniformaları üzeri-ne giydirilmiş Osmanlı fesi ile tüm dünya aldatılmıştır. Aslında aldatıldığı zannedilmiştir.
İngiliz savaş gemileri Çanakkale Boğazı’nın girişini topa tuttuktan sonra uzaklaşmışlardır. Yapılmış olan hileye inanma-dıkları her hareketleri ile bellidir.

RUS LİMANLARI
BOMBALANIYOR
Goeben ve Braslau, yeni isimleri ile Yavuz ve Midilli’nin Alman komutanı Souchon, Enver Paşa’nın isteği ile Osmanlı Donanması’nın komutanlığına getirildi.
Almanya kendileri ile yapılmış bulunan antlaşma gereği, Osmanlı’nın bir an önce savaşa girmesini istiyordu. Çünkü do-ğuda Rusya ve batıda da İngiltere ve Fransa ile yoğun muharebelerin içinde idi. Osmanlı’nın Ruslarla muharebeye başlaması ile, Rus cephesindeki askerlerinden bir kısmını çekip, batı cep-hesine kaydırması mümkün olacaktı. Böylece asıl hedefi olan batı cephesinde bir an önce başarıya ulaşmayı arzuluyordu.
Yeni Osmanlı gemileri, yani Yavuz ve Midilli  eğitim ve tatbikat yapmak amacıyla İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e a-çıldılar. “Eğitim ve tatbikat” amacı, asıl amacı gizleyen bir hi-leden ibaretti. Asıl amaç Karadeniz’de bulunan Rus donanmasını ve Rus şehirlerini bombalayarak, Osmanlı’nın savaşa girmesini sağlamaktı. Bu emir Almanların baskısı ile Enver Paşa tarafından bizzat verilmişti. Bazı kaynaklar “Enver Paşanın da bilgisi yoktu” şeklinde kaydediyorsa da, son araştırmalarda kendisinin, Harbiye Nazırı ve Başkomutan vekili sıfatıyla bizzat emir ver-diği ortaya çıkmıştır. Kabinenin diğer üyelerinin, Sadrazamın ve Padişahın bundan haberi yoktu.

TOP