BELEDİYE VURGUNLARI

 

Aslında Sayıştay elemanı olup, defter kitap incelemesi yapmaya gerek yok. Yüzeyden bakınca da çok şey anlaşılabiliyor:

Kentsel dönüşüm projelerinde verilen yoğunluğun kat kat arttırılması nelerin sonucudur? Her ay değişen kaldırımların yeniden defalarca sökülüp yapılmasının sebebi nedir? Akşamları eğlence ve yeme içme yerlerinin kapısına park etmiş resmi plakalı, ya da üstünde belediye amblemi olan araçlar neyin nesidir? Görevden uzaklaşmaları “rica” edilen büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının, bu ricalara muhatap olma sebepleri nedir? Bu ve bunun gibi görüntüler, hemen göze çarpan işaretler. Ama Sayıştay’ın denetleyebildiği çok az sayıdaki belediye ve belediye kuruluşlarındaki vurgunlar, akıllara ziyan görüntüler oluşturuyor. Öyle gözüküyor ki, yolsuzlukların üzerine gitmek yerine, ortaya çıkartıp raporlara yansıtanlar cezalandırılıyor. Demek ki artık denetleme yoluyla bu vurgunların ortaya çıkarılıp önlenmesi de pek mümkün gözükmüyor.
Belediyelerde ne büyük soygunlar olduğunu tahmin etmek hiç te zor değil. Ama Sayıştay raporlarına geçmiş bazı soygunlar dudak uçuklatıyor. Kilometre başına onlarca litre “yakan” otomobiller mi arasınız? Bir ay eğlence uğruna verilen milyonlarca lira para mı arasınız? Beş stadyum maliyetine bir stadyum yapan, ama onu da hala bitiremeyen belediyeler mi arasınız? Yüzlerce milyon lira harcayarak yaptıkları kongre merkezlerini yıllık birkaç yüzbin liraya yandaşlara kiraya verenleri mi ararsınız? Tarihi dokunun içine eden belediyeler mi arasınız? Yönettiği şehre ihanet edenleri mi arasınız? Nasılsa gökyüzünde bir engel yok deyip, 80-100 kat ucubelerin dikilmesine “göz yuman” belediyeler mi arasınız? Sultanahmet Camii’nin minarelerinin arasına beton bloklar eklercesine silüetin içine edenler mi arasınız?
İsraf adam boyunu geçmiş, vurgun ve soygunlar adiyattan işler haline gelmiş, kimsenin hesap soramadığı, bıyığını balta kesmez başkanlar türemiş, yandaş şirketlerin mantar biter gibi yerden fışkırdığı bir ortam oluşmuş.
Bu ortamda yetimi kim düşünür, öksüzü kim hatırlar, halkın kaynaklarının çarçur edilmesini kim önler?
Unutulmasın ki, bu haram servetler kimsenin yanına kalmaz. Bu haramzadelerin çoluk, çocuk, yedi göbek sülalesi iflah olmaz. Yenilen, içilen ve biriktirilen bu gayrı meşru servetler dolayısıyla, asıl sahipleri ile “helalleşme” imkanı da olmaz. Bu dünyada hesap soran çıkmaz ise, bunun asıl hesaplarının sorulacağı gerçek bir dünya da var. Unutulmasın! Ama bu, bu dünyada hesap sorulmayacağı, yapılan bu gayrı meşru vurgunların sahiplerine fayda getireceği de sanılmasın. 
Sayın Cumhurbaşkanımızla Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında beraberce çalıştığımız dönemde, yine beraberce tanık olduğumuz bir örneği vermenin tam sırasıdır:
Yıl 1994, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazanmıştık. Bir dizi ziyaretle Belediye’yi ve müesseselerini devralıyorduk. Ziyaret sırası İSKİ’de idi. Belediye Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir gurupla birlikte İSKİ binasındayız. CHP’li meşhur Ergün Göknel’in Genel Müdür olduğu İSKİ’yi devralacağız. Kendisi ortalıkta yok. Bir toplantı düzenledik. Yeni atadığımız görevlilerin yanında, bazı eski görevliler ve bir de eski müteahhit vardı. İSKİ’nin nasıl vurgun ve soygunlara alet edilmiş olduğu konuşuluyordu. Müteahhit söz istedi:
-Efendim burada aklın havsalanın alamayacağı vurgunlar yaşandı. Hepsini sayıp dökmek zor. Mesela olmayan yatırlımlar yapılmış gibi hayali evraklar tanzim edilerek istihkaklar alındı. Bu şekilde yapılan vurgunun haddi hesabı yok. Belirli bir müteahhit gurubu ile akıl almaz soygunlar yapıldı. Misal olarak söylüyorum, bir dere ıslahı için düzmece evrak tanzim ettiler. Olmayan bir dere, güya el ile kazı yapılarak ıslah edilmiş gibi para aldılar. Misli misli fiyatlarla daha neler neler yapılmış gibi gösterildi. 
Ben araya girmiş ve sormuştum:
-Arkadaş bu bilgiler için teşekkür ederiz de, bu vurguncu müteahhitler şimdi neredeler, ne iş yaparlar, tanıyorsan anlatır mısın?
Adamın yüzü gerildi, gözleri daldı, kafasını sağa sola sallayarak mırıltı halinde cevap verdi:
-Çok can alıcı bir soru sordunuz. Müteahhit falanca, ailesiyle birlikte otomobili ile bir TIR’ın altına daldı, beyinlerini yollardan topladılar. Müteahhit filanca, akıl hastanesine düştü. Falanca kanser hastası, bakıma muhtaç. Filanca ise batakhane batakhane dolaşırken bir cinayete uğrayıp hayatını kaybetti.
Başkanımız dahil şaşkınlıktan ve hayretten gözlerimiz faltaşı gibi açılmış, bir birimize anlamlı anlamlı bakmıştık. Tüyü bitmedik yetim hakkını yemenin sonuçlarını birinci elden canlı olarak dinlemiştik.
Milli Görüş kadroları Allah’ın yardımı ve bütün teşkilatlarımızın katkısı ile o kokuşmuş İstanbul Büyükşehir Belediyesi, başta İSKİ olmak üzere, belediye yan kuruluşlarını bu halde iken teslim almış, muslukların başına Milli Görüşçü sadece 150 emin kişi getirmiş, yaklaşık 12 ay içinde tıkır tıkır işleyen bir sistem kurmuş, bataklıkları kurutmuş, rüşveti büyük ölçüde önlemiş, borçları ödenmiş bir belediye haline getirmiştik.
Biz İstanbul’daki başarılara şahit olduğumuz için bu örneği verdik. Sadece İstanbul’da değil elbet. Bütün Türkiye’de bu başarılmıştı. 
Şimdi o kokuşmuşluk daha büyük boyutları ile geri gelmiştir maalesef. Ergün Göknellerin rekorları defalarca yeniden kırılmıştır.
Demek ki maharet şu veya bu şahısta değil, Milli Görüş zihniyetindedir.
İnşaallah bu kokuşmuş bataklıkları kurutmak da yine Allah’ın yardımı ile Milli Görüş zihniyetli, Saadet Partisi kadrolarına nasip olacaktır.
 
 
PARALAR
 
Hep helalinden kazanılmalı,
Makamlar, şöhretler, paralar;
Edinmişse haram yoldan malı,
Bunlar bir gün kişiyi paralar…
 

Ekrem Şama

TOP