MÜNBİÇ OYALAMALARI

 

 
Suriye’de iç savaş çıkmadan önce Türkiye’nin barışçı yollarla bunu önlemesi gerekirken ve bu mümkünken, Amerikan yellemesine gelerek tam aksi istikamette davrandığının teferruatını yazacak değiliz.
Amerika ve Avrupa’lı müstevlileri Suriye’ye müdahale etmeleri için davet etme fecaatini de konu edinmeyeceğiz. 
O hatalar yapıldı. Bunu herkes biliyor. Biz 2015’ten beri yapılan hataları ve aldanmalardan bazılarını hatırlatacağız. 
2015 yılında Şah-Fırat operasyonu ile Suriye içlerindeki haklarımızı geri çekmemiz bir Amerikan aldatması değil miydi? Açılan o koridordan ABD himayesinde çeşitli terörist unsurlar ayrı ayrı, ya da birlikte ellerini kollarını sallayarak güney sınırlarımız boyunca bizi kuşatmaya başlamadılar mı?  
Kandırılarak düştüğümüz bu tuzağı hiç olmazsa Fırat’ın batısına sirayet etmeden önlemek için, Amerika ile mutabakata vararak, 2016 yılında Fırat Kalkanı harekatını yapmadık mı? Fırat’ın batısına geçmiş bulunan terör unsurlarını Münbiç dahil Fırat’ın doğusuna atmak için anlaşmamış mıydık? Askerlerimiz temizlik harekatına başladığında bu Amerika Münbiç’e kendi bayraklarını asarak bizi engellemedi mi? Bu arada terörist unsurlara TIR’larla hızlı bir silah sevkiyatı başlatmadılar mı? Bu kandırmalara rağmen, yine bizim iktidar Amerika ile ittifaka devam edeceklerini, beraberce çok işler yapacaklarını ilan etmeye devam etmediler mi?
2018 yılının başlarında başlattığımız Zeytindalı harekatı, güneyimizi çevirmek isteyen terörist çemberini kırmak için değil miydi? Başlangıçta Amerika’ya rağmen imiş gibi gözüken bu harekatın en önemli safhasında, bir karma komisyon kurarak yeniden masaya oturulup Münbiç’in boşaltılması dahil, Amerika ile ihtilaflı konular ele alınıp halledilmeyecek miydi? Aynı Amerika aylar süren oyalamacadan sonra, komisyonu kurarak sözde çalıştırmaya başlanmadı mı? Bunun bir oyalamaca olduğu, bizi aldatmak istedikleri baştan belli değil miydi? Nitekim, hemen hemen hiçbir soruna çözüm getirilemediği bilinmiyor mu? Ama  teröristlerin silahlandırılmasına devam etmediler mi? Hem de binlerce TIR dolusu ağır silahlarla.
Kısa süre sonra başlattığımız Afrin operasyonunun Münbiç’i de kapsayacağı açıklamaları üzerine Amerika telaşlanmış gözükerek, yeniden oyalama taktiklerine başvurmadı mı? Münbiç’i kendileri boşaltıp teröristleri Fırat’ın doğusuna göndereceklerini söyleyerek oyalamalarına yeni bir boyut eklemediler mi? Masada yapılan görüşmelerde Münbiç’in boşaltılması sırasında Türk-Amerikan ortak gözlemci birliklerinin hazır bulunması, olayı beraberce denetlemeleri kararlaştırılmadı mı? Bunun da bir aldatmaca ve oyalamaca olduğunu anlamak çok mu zordu? Ama bizimkiler kendilerini o kadar kaptırıp, askerlerimizin bu denetleme sırasında kullanacakları teknik malzemeler için ABD askerlerinden eğitim almasını bile kabul etmediler mi? Türk ve Amerikan birlikleri ortak devriyelere başladılar. Münbiç’in içine sokulmayan askerlerimiz, zırhlı birlikler ile göstermelik gel-gitlerle güya devriye görevi yaptırılıyordu. Ama bu arada teröristler için kent içinde mevziler kazıldığı, yüzlerce TIR dolusu silahlarla takviye edildikleri gözlerden kaçmıyordu. Bütün bu olayların Türkiye’yi oyalama ve aldatmaya yönelik olduğu nihayet Sayın Erdoğan’ın diliyle tescilleniyordu. Münbiç’te kazılan hendeklere teröristlerin gömüleceği ifade edildikten sonra şu cümle dikkat çekici idi:
“Münbiç’te daha fazla oyalanmak istemiyoruz, Fırat’ın doğusuna müdahale edeceğiz!”
Şimdi gelinen etapta askerlerimiz, Fırat’ın doğusuna, yani en az 10 bin TIR dolusu ağır silahın konuşlandığı ve yurdumuzda terör eylemlerini yönetmiş azılı teröristlerin komutasında, 30 bin eğitimli teröristin siperlerde beklediği bölgeye müdahale edecek. Topçu düelloları başladı bile. Elbette askerimize güveniyoruz, Allah’ın izni ile bu işi de başaracaklardır. Başaracaklardır ama, şunları da gözden kaçırmayalım:
Şah-Fırat operasyonu yapacağımıza, oradaki haklarımızı kararlı bir şekilde korusaydık, ödeyeceğimiz bedel Fırat Kalkanı operasyonundaki bedel kadar ağır olur muydu?
Fırat Kalkanı harekatında kararlılık gösterip, oyuna gelmeden ABD bayraklarının çekildiği Münbiç’e girseydik ve işimizi tamamlasaydık, Zeytindalı harekatı kadar bedel ödemek zorunda kalır mıydık?
Afrin operasyonundan sonra oyalanmasaydık, kandırılmasaydık, bu günkü binlerce TIR yükü ağır silahların ve azılı eğitimli teröristlerin bulunduğu Fırat’ın doğusuna yapacağımız harekatın faturası kadar büyük bir bedel ödeme ile karşı karşıya kalır mıydık?
Düşünüyoruz da, bu kadar aldatmalar sakın bizi bu son çetin çatışmaya çekmek için yapılmış olmasın? En az bedel ödeyerek varacağımız hedefler için, bugün ordumuzda bile bulunmayan modern silahların üzerine bizi çekerek, farklı bir sonuca varmak istiyorlar. Bunu  fark etmek için askeri uzman olmaya bile gerek yok.
Bizce, bizi yıllardır ve yüzlerce kere aldatarak bu sonuca getirdiler.
Aldatanlar düşmandır, tamam da, aldananlara ne diyeceğiz?
Ta 1992 yılında Erbakan Hocamızın işaret ettiği, Amerika ve İsrail’in çıkarmayı planladıkları Türk-Kürt savaşı bu olmasın sakın?
 
 
AMERİKAN YALANLARI
 
Dostuz diye diye bizi tuttular,
Aldatıp aldatıp oyaladılar!
Hep söz verdiler ama unuttular,
İmza bile attılar, yaladılar!
 

Ekrem Şama

TOP