AVRUPA’DAKİ ŞEHİTLERİMİZ

 

 
Tarih der ki:
“1912-13 Balkan mağlubiyetinde, ordusu, maliyesi, moral motivasyonu çökmüş bulunan Osmanlı Devleti’ni İttihatcılar, bilhassa Enver Paşa, Almanya hayranlığı ve Almanya’nın yenilmeyeceği inancı ile ve Almanların istekleri doğrultusunda Birinci Dünya Savaşı’na soktular.”
Olaylar hızla gelişti.
Sarıkamış faciası, ve 1.nci Kanal mağlubiyetinin hemen arkasından, yaklaşık bir yıl sürecek olan Çanakkale savaşı zaferle neticelendi. Bu arada Ruslar doğudan, İngilizler de Basra Körfezi’nden Irak’ı ve Kızıldeniz kıyılarından Filistin ve Suriye’yi hedef alan çıkarmalar yaparak ilerlemeye başladılar.
1916 yılı başlarında askerlerimizin büyük bir kısmı Çanakkale cephesindedir ve zafer kazanılmış ittifak orduları kovulmuştur.
Çanakkale’den ayrılan birliklerimizin süratle doğuda Ruslara, Irak’ta ve Suriye’de İngilizlere karşı devam etmekte olan savaş cephelerine gönderilmesi beklenirken, büyük ekseriyeti Edirne’ye kaydırılmıştır. Sebebi şudur:
Almanlar ve Avusturyalılar Avrupa içlerinde Ruslara karşı vermekte oldukları savaşın cephelerine Osmanlı askeri gönderilmesini istemektedirler. Karar verecek olan da Harbiye Nazırı ve Başkumandan vekili Enver Paşa’dır. O günün tek adamıdır. Müzakere edeceği kurullarını lağvetmiştir. İstişare etmeyi de düşünmez. O günlerde onun yardımcı subayı olan Kazım Karabekir, onun bu ani, fevri ve ferdi kararlarına örnek verirken der ki: “Osmanlı Devleti’nin Almanların safında dünya savaşına girmek için anlaşma imzaladığını ben Almanlardan öğrendim”
İşte bu “Tek Adam Enver Paşa” Almanya’nın savaşı kazanacağından emindir ve “galipler sofrasında biz de bulunmalıyız” diyerek Osmanlı askerlerinin Avrupa’ya gönderilmesini kabul etmiş, hazırlıklar yapılmasını  da emretmiştir. Avrupa’ya, 1916 yılının ilk yarısında Galiçya, Makedonya ve Romanya’da, Ruslara ve Sırplara karşı savaşmak üzere, peyderpey kolordular halinde 101 bin askerimizin gönderilmesini emretmiştir. Bu sayı Alman ve Avusturya’nın istemiş olduğu asker sayılarından bile fazladır. Çünkü müttefiklerimize karşı elimizde koz olarak sadece askerlerimiz vardır. Bu günkü küstah müttefiklerimizin de dedikleri gibi, askerlerimiz “bir nevi tek ihraç kalemimizdir.”  Galibiyetin sonunda bize sofrada pay kazandıracak olan kozumuz sadece askerlerimizdir. Ayrıca “bir koyup üç almak” gibi bir heves de var mıdır bilmiyoruz. Ordularımızın Edirne’de toplanmasının sebebi de seçme yapılmasını temin içindir. Uzun boylular, atletik yapılılar, sağlıklı olanlar, kültürlü olanlar, savaş sanatını bilenler Avrupa’ya gönderilmek üzere yapılan ictimalarla seçilmiştir. Geri kalan, yorgun, cılız, hasta,, kısa boylu ve çelimsiz olanlar ise bizim yurdumuzu savunmak üzere, dört gözle takviye birlikler bekleyen diğer cephelerimize sevk edilmiştir.
Kıt imkanlarla ve yabancı komutanlar emrinde savaşmalarına rağmen, askerlerimiz Avrupa’da destanlar yazdılar. Zaferler kazandılar. Yakşaık üçte bir nispetinde şehitlik dahil zayiatlar verdiler. Şehitlerimiz halen o savaştıkları topraklarda yatmaktadırlar. 
Bu konuda ibret ve tedbir alınması gereken hususları şöyle sıralayalım:
1-Tek adam yönetiminin aldığı bu karar yanlıştır. Çünkü gönderilen askerlerimiz kendi yurdumuzun savunması için asıl bize lazım idi. 
2-Askerlerimizin seçilmesi yanlış idi. Çünkü bizim cephelerimiz de zorlu kış veya çöl şartlarının hakim olduğu kendi coğrafyamız idi. Sağlıklı askerlere asıl biz muhtaç idik.
3-Batıda Almanlar, Fransa topraklarındaki Marn muharebelerini bu olaydan çok önce kaybettiklerinden dolayı, neticede mağlup olacakları mukadder idi, bunu “tek adam” göremedi.
4-Avrupa’ya gönderilen bu askerlerimiz, işleri bittiği halde kendi cephelerimiz bozulmaya yüz tuttuğunda, Enver Paşa’nın israrlı, hatta yalvarma modundaki taleplerine rağmen, Almanların ve Avusturyalıların (belki de kasıtlı) davranışları yüzünden zamanında geri gönderilmemiş, aylarca geciktirilmiş ve vatan topraklarımız elden çıkmıştır.
5-Avrupa cephelerinde, savaştıkları topraklarda 10 binlerce şehidimiz medfundur. Ne yazık ki bu şehitlerimiz adeta unutulmuştur. Hele Galiçya şehitliklerimiz Hıristiyan mezarlıkları içinde kalmış, bakımsız bir vaziyettedir. Türkiye’den ilgi ve alaka gösterilmesi gerekmektedir. İlgi ve ziyaretçi beklemektedirler. Bugün Ukrayna sınırları içinde kalmış bulunan Galiçya ve diğer şehitliklerimiz için Almanya, Avusturya, Polonya, Romanya, Ukrayna, Balkan ülkeleri ve diğer civar ülkelerdeki büyükelçilik ve konsolosluklarımız, Avrupa’daki vatandaşlarımız nezdinde tanıtım, ziyaret ve sahip çıkılması çalışmaları yapmalıdırlar.
6-O günkü Müttefiklerimizin bizdeki “tek adam” rejiminden,  devletimizin aleyhine sonuçlar doğurmak üzere nasıl faydalandıkları, hatta Osmanlı Devletine “Enverland” ismini verdikleri, netice büyük bir coğrafyayı yitirdiğimiz o süreç iyi tetkik edilmeli ve bugünkü müttefiklerimizin de onlardan farklı olmadıkları bilinerek dersler çıkarılmalıdır.
Ruhları şad olsun…
 
İBRETLİK TARİH
 
Devletin kaderini yönetenler,
Haberiniz olsun tarihden sizin!
Arabayı uçuruma itenler, 
Ne işine yarar tarih, densizin?
 
 

Ekrem Şama

TOP