NE İYİ OLURDU!

 
 
Bazı olaylar vardır, istenmeyen şekilde gerçekleşmiştir. 
Bazen de istenilen ve arzu edilen şekilde olmasını istediğimiz olaylar vardır. 
Türkçemizde bunları “Ne iyi olurdu” gibi bir temenni cümlesi ile ifade ederiz.  
Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak tanınması girişimi ve İsrail’in bunu fırsat bilerek Müslüman katliamı gerçekleştirmesi konusunda da “ne iyi olurdu” diye hatırlayacağımız ve temenni edeceğimiz olaylar var.
1980 yılında İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etme girişimi üzerine, Milli Görüş’ün Türkiye’de atağa kalkması, bakanlar düşürmesi, TBMM’de tarihe not düşecek ifadeler zabta geçirmesi, dünyayı sarsacak mitingler icra etmesi, cunta zorbalarının bu atakları önlemek için darbe yapmış oldukları hiç unutulmasa ne iyi olurdu.
2005 yılında zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’i ziyaret ediyorum diyerek, başkent ilan etmeye kalkıştıkları Kudüs’e gitmese ne iyi olurdu. Kendisini karşılamaya gelen İsrail Başbakanı Zalim Ariel Şaron’un "Yahudi milleti ve İsrail’in başkenti Kudüs’e hoş geldiniz" türü küstah sözlerini gülümseyerek dinlememiş olsaydı, anında tepki gösterseydi ya da ziyaret sırasında yaptığı konuşmaların birinde “Biz buraya İsrail’in gayrı meşru olarak ilan etmeye cüret ettiği Kudüs’ün başkent olarak meşrulaştırılmasına alet olmaya gelmedik” türü bir cümlecik sarfetseydi ne iyi olurdu. Böylece kendisinin bu konuda aldatılarak kullanıldığı kanaatinin yayılmaması, üzerine bu lekeyi kimsenin atamayacağı bir şahsiyet haline gelmesi ne iyi olurdu. Böyle yapsaydı da, ABD ve İsrail’in bu başkent yapma hilesinde “İslam dünyasının en önde gelen devleti olan Türkiye’nin” zımnen okeyini almış gibi davranmalarının önüne geçilseydi ne iyi olurdu!
Türkiye’nin devlet televizyonu olan TRT’nin,  daha yakın zamana kadar yaptığı bazı programlarda, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak yazıp söylemesi, devlet politikası olarak algılanmıştı. Çok sonraları ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e nakletme girişimi üzerine, TRT yönetiminin gördüğü tepkilerden sonra, bu haberi yapanların işine son vermesi, açtığı yaraları kapatmaya yetmemişti. En başta duyarlı olsaydı da, AKP iktidarının İsrail’in işine gelen poliştikalar izlediği kanaatine varılmasının sebebi olmasa idi ne iyi olurdu. 
T.C Dışişleri Bakanlığı resmi internet sitesine gelince:
Daha yakın zamana kadar İsrail’in başkenti Kudüs olarak gösteriliyorken, üzerine açıklama işareti konulup altta izahat veriliyorken, bugün Kudüs kelilemisinin tamamen kaldırılmış olması çok çeşitli yorumlara yol açıyor. Daha önceden başkent hanesi bu günkü gibi boş bırakılsaydı, Kudüs hiç yazılmasaydı, ne iyi olurdu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak gösteriyor, yorumlarına ve bahanelerine sebep olunmasaydı ne iyi olurdu.  
Mavi Marmara olayı ile ilgili, 28 Haziran 2016 tarihinde Türkiye ve İsrail arasında imzalanan anlaşmada, İsrail’in başkenti Kudüs diye yazılmasaydı ne iyi olurdu. Bu anlaşmada Türkiye adına giden müzakereci zat daha bilgili, daha uyanık biri olsaydı da İsrail’in başkent konusunda kurduğu tuzağa düşmeseydi, ne iyi olurdu. O müzakereci ve imzacı zat, Sayın Cumhurbaşkanımıza danışsaydı bu tuzağı Cumhurbaşkanımız ona gösterseydi ne iyi olurdu. O yoksa Başbakan hemen anlardı. O da yoksa Dışişleri Bakanı hemen uyanır onu ikaz ederdi ve ne iyi olurdu. Ama bütün bu kademelerin okeyinden geçmiş olan bu anlaşmanın, TBMM’nde görüşülmesi sırasında iktidar veya muhalefet milletvekillerinin tümünün gözünden kaçmasaydı, itiraz edilseydi, düzeltilseydi ne iyi olurdu. Sadece Türkiye değil, İslam dünyası da değil, tüm dünyada “Bu anlaşmayla Türkiye Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıştır” yorumlarının önüne geçilseydi ne iyi olurdu. Böylece Sayın Cumhurbaşkanımıza ABD’ye ve İsrail’e başkent konusunda ağır sözlerle yüklenirken, bıyık altından gülmelerin önüne geçilmiş olsaydı ne iyi olurdu.
2017’nin sonlarına doğru ABD iyice azgınlaştı ve İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıkladı. Dünyada yer yerinden oynadı. Sayın Cumhurbaşkanımız, dönem başkanı olması hasebiyle  İİT’na toplanma çağrısı yaptı. Açılış konuşmasında Kudüs’ü Filistin’nin başkenti olarak tanıyacakları müjdesini verdi. Sunumlarda ve konuşmalarda hep “Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak” tanınmasından söz edildi. 13 Aralık 2017’de alınan karar bu şekilde geçseydi, ne iyi olurdu. Tüm dünyayı ve Müslümanların aldatıldığı kanaatine vardıracak şekilde, Sayın Cumhuırbaşkanımızın konuşmalarında olduğundan farklı olarak “Doğu Kudüs”ün Filistin’in başkenti olduğu şeklinde karar çıkmasaydı ne iyi olurdu. Cumhurbaşkanımız bu kararı düzelttirseydi ve Kudüs’ün batısının İsrail’e bırakıldığı şeklinde bir algı oluşmasaydı ne iyi olurdu. 
AKP iktidarı baştan beri İsrail ile hiçbir anlaşma imzalamasaydı ne iyi olurdu. Hadi imzaladı diyelim, bunların çoğunu Kudüs’te imzalamasa da, “İktidar Kudüs’ü İsrail’n başkenti olarak zaten kabul etmişti” kanaati yaygınlaşmasa ne iyi olurdu.
Elde muktedir bir İslam Birliği (İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı) olsaydı, İsrail’in son katliamlarına karşı toplanma kararı alsaydı, bu kardeşlerimizi öldürmeye cesaret edebilir miydi? Ne iyi olurdu!
Elde İslam ortak savunma gücü olsaydı, ne iyi olurdu.
Bütün bu yazdığımız ve daha yazılması gereken konularda akıllı ve ferasetli davranılsaydı da, “kınamaktan başka hiç bir şey yapamıyoruz” diye sızlanmak zorunda kalınmasa ne iyi olurdu.
Bu güne kadar olmadı, bari bundan sonra “Ne iyi olurdu” temennisini söyletmeyecek adımlar atılsa ne iyi olur.
Yaklaşan seçimlerde öyle ferasetle hareket edelim ki, “Ne iyi olurdu” temennisini ağızlara almak zorunda kalmayalım.
Çünkü bu cümlecik gerçekleşen tahribatları yok etmek bakımından hiçbir işe yaramıyor. 
Sadece geçmişten çok da pahalı olan bir ders çıkarmamıza yarıyor.
 
 
 SİYONİST ÇEKİCİ
 
Siyonist süslü yemler kullanır,
Görenler sanır ki, çok çekici;
Önce marş söyletir ordusunda,
Sonra kafaya vurur çekici!
 
 Ekrem Şama

 

TOP