SİYASET VE  POLİTİKA

 
 
Aynı şey değil bu iki kavram.
Siyaset yönetme sanatı ve peygamber mesleği, politika ise çok yönlü yalan ve kandırma becerisidir.
Uzun uzun izahat yerine, örneklerle açıklamak isteriz:
Onbinlerce kilometre yollar, köprüler, tüneller, geçitler, havaalanları inşa edip bunların tanıtımını yapmak siyaset, bunlar karşılığında ödenemez boyutlara ulaşan borçları, karşılanamaz kadar muazzam gelir garantileri vererek maliyetleri birkaç misline katlamış olmayı halktan gizlemek politikadır.
Özelleştirmeleri devletin sırtındaki yükleri ve edilmekte olan zararları ortadan kaldırmak için yapmak siyaset, böyle söyleyip de, “altın yumurtlayan tavuk” mesabesinde olan fabrikaları satıp, yıkılmalarına ve arazilerinin ranta çevrilmesine göz yumarak, üretimin düşmasine sebep olmak politkadır.
Üreterek, ihracaatı 15 yılda şu kadar artırarak rekor kırmasını sağlamak siyaset, bunu ifade ederken ithalatın daha fazla artmış olduğunu, dış ticaret açığının rekorlar kırarak kapanması zor olacak kadar büyüdüğünü gizlemek politikadır.
Yerli uçak, yerli tank, yerli araba gibi temel sanayi mamüllerini yapmak, ihtiyaçtan fazlasını dünyaya pazarlayıp döviz kazanmak siyaset, bunları yaptım diyerek oy almak ama yapmamış olmak politikadır.
Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili ve de başkalarının Libya’ya müdahalesini önlemek için ordumuzu göndermek siyaset, Libya’nın mahvolması için müdahale edip yüzbinlerce Müslüman’ı katlederek, ülkelerini mahvedip zenginlik kaynaklarını yağmalayan, liderlerini linçe tabi tutan, vatanlarını parçalayan canilere destek için ordu göndermek politikadır.
Amerika ile ticareti ve ilişkileri geliştirmek, diyalog kurmak, teknolojisinden istifade etmek siyaset, Amerika’yı dost, stratejik müttefik ve model ortağı olarak kabul edip, İslam dünyasında yaptıkları işgal, soygun ve katliamlara ortak olmak, para için göz yummak, ikmal ve lojistik destek sağlamak politikadır.
Avrupa ile ticaret ve münasebetler geliştirp, barışa katkı sağlamak siyaset, ama onların bir parçası olabilmek uğruna kendi öz değerlerini ayaklar altına atan yasal düzenlemelerde bulunmak ve onlarca yıldır kapılarında bekleyerek bunları uygulamak politkadır.
IMF’ye olan borçları ödemek siyaset, bu borçları fahiş faiz fiatları ile başka yerlerden borçlanarak temin edip ödemek, bunu da bütün borçların ödendiği algısı ile halka sunmak politikadır.
Komşularımızla sıfır sorunlu ilişkiler kurup geliştirmek siyaset, ilişki kuracak komşu bırakmamaya varan hatalar zincirini, onlarca kez işlemek, halen de komşuluk münasebetleri geliştirmeye yanaşmamak politikadır.
Ülkemizin savunması için füze kalkanı ve istihbarat merkezleri kurmak siyaset, bu tesisleri dünyanın başbelası İsrail’in savunması için kullandırmak politikadır.
Amerika ve maşalarının Kudüs’ü İsrail’e başkent yapma girişimlerine karşı çıkmak, üye olduğumuz uluslar arası örgütlerde önlemler almaya uğraşmak, Kudüs’ü Filistin’in başkenti yapma girişimlerinde bulunmak siyaset, bu girişimleri belgelere geçirirken Kudüs kelimesini “Doğu Kudüs” diye dikte etmek politikadır.
Eğitimi gerek müfredat gerekse kadrolar olarak milletimizin ihtiyacına göre dizayn etmek, imanlı gençlik yetiştirmek siyaset, her gelen yeni bakanın keyfine göre, yeni sistemler icat ederek büyük karmaşalar içine itmek politkladır.
Şehirleri insan ihtiyaçları için gerekli kaide ve kuralları ile hayat merkezleri halinde geliştirmek, medeniyetin izlerini yok etmeden yapılaşma sağlamak siyaset, rant için kaide ve kural tanımadan yapmaya kalkışmak politikadır.
Hatalarını ve aldanmışlıklarını açık sözlülükle ortaya koymak siyaset, bunları ilan ettikten sonra da aynı hata ve hatta “ihanet”leri devam ettirmek politikadır.
Tarım ve hayvancığı desteklemek, üretimin miktar ve kalitesini arttırmak, bunları ihraç etmek siyaset, bu söktörleri destekliyorum diye ilan edip de üretimlerini bitirecek noktaya sürüklemek, dışarıya onmilyarlarca dolar tutarında döviz akıtarak ithal etmek politikadır.
Birleşmiş Milletlerin bu günkü çarpık yapısına “Dünya 5 den büyüktür” diyerek teşhis koymak ve ilan etmek siyaset, bu konuda alternatifler üretmek için en küçük bir adım atmamış olmak politikadır.
Milletin önünde ve medyada Amerika, Avrupa ve İsrail’e seslenerek çok doğru mesajlar vermek ve bunları hayata geçirmek siyaset, bunları hayata geçirmek yerine perde arkasında dediklerinin tamamen tersi anlaşmaları akdedip onlara hayata geçirmeye çalışmak politkadır.
İstişareler sonucu üretilecek çözümleri hayata geçirmek, bilge kişi ve kuruluşların tecrübe ve birikimlerinden faydalanmak, hataları düzeltmek, oyuna gelmeden ülkeyi yönetmek siyaset, ben bilirim, edasında kimseye danışmadan, şahsi kararları devlet kararları imiş gibi hayata geçirmek, ama çoğu defa yanılmak, aldanmak, kandırılmak, buna rağmen kendini düzeltmeden yola devam etmeye kalkışmak politikadır.
Herkes hakkını teslim eder ki, Milli Görüş hep siyaseti savunmuş, eline imkan geçtiğinde de hep savunduğu siyaseti uygulamıştır.
Şimdi halkımız yeni bir kararın eşiğindedir.
Ya siyasetçilere oy vererek politikanın açmış olduğu derin yaraları tedavi etmeye başlayacak.
Yahut da politikacıları yeniden seçerek tarihe de, coğrafyaya da, millete de yazık edecek.
Kısacası milletimiz ya siyaseti ya da politikayı tercih edecek.
Yol ayırımndayız dostlar.
Yol ayırımında!
 
 
TIKALI YOLLAR
 
Temiz siyaset yolu bırakılıp,
Takip edilirse, adi politika
Demiş olursun ki, “günü gün kılıp,
Meşru çözüme giden yolu tıka!”
 
Ekrem Şama
TOP