CEVAP BEKLEYEN SORULAR

 
 
Dünya 21. Yüzyıl’ı yaşıyorken Türkiye kurtuluş savaşına getirildi.
Tehlikeler kapımızı çaldı. Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi toprak ayağımızın altından kaydı, kayacak.
Hemen hemen herkesin tespitleri ortak:
Bu hale Büyük Ortadoğu Projesi, kısa yazılışı BOP’un hayata geçirilmesi için getirildik.
Peki bu kıskaçtan nasıl kurtulacağız?
Aklı başında herkes şu tespitleri yapıyor:
Güçlenmemiz gerek. Bunun için de kendi sanayimizi, kendi silahımızı, kendi ekonomik imkanlarımızı geliştirip, dışa bağımlılıktan kurtulmamız gerek.
İslam Birliği’ni kurup, bir olmamız ve bu birliğe lider olmamız gerek.
Ülkemizdeki ve bölgemizdekiü, dışarıdan gelmiş veya getirilmiş yabancı askeri güçlerin ve silahların bölgeden çıkarılması gerek. ABD ile stratejik müttefikliğimiz devam edecekse, bu bölge için müttefikliğin insiyatifi Türkiye’de olması gerek.
Şimdi bu parağrafları birazcık açalım ve arkasından da cevap bekleyen soruları ortaya koyalım.
Önce BOP konusu:
21.Yüzyılın başlarında Türkiye’ye BOP Eşbaşkanlığının verildiği iktidar kanadı tarafından defalarca ifade edildi. 2006 yılında ise BOP’un aslında, Türkiye dahil, 22 İslam ülkesinin sınırlarının değiştirilmesi ve bölgenin yeniden dizayn edilmesi, bu çerçevede “Arzı Mevud’un” İsrail’e verilerek Büyük İsrail’in kurulması projesi olduğu ABD Dışişleri Bakanı Condalisa Rais tarafından ifade edildi. Bundan bir müddet sonra zamanın Başbakan’ı R.T. Erdoğan, kendilerinin Eşbaşkan’ı oldukları bu projenin ölü doğduğunu, şu anda yürürlükte olmadığını açıkça ifade etti. Ama gelişen zamanda Ortadoğudaki işgal, katliam, yıkım, bombardıman, soygun, tecavüz ve iç savaşların BOP gereği olduğunu iktidar kanadı dahil, herkes tarafından rahatlıkla ifade ediliyor. Demek oluyor ki, ölü doğma veya yürürlükten kalkma söz konusu olmadığı gibi, bütün korkunç boyutları ile hayata geçirilmeye çalışılıyor.
İslam Birliği konusu:
BOP’un bu dehşet dolu yol haritasının gidişini durduracak tek çarenin İslam Birliği olduğunu herkes görüyor.
16 senedir iktidarda olan Akparti kanadı İslam Birliği’ni bir kere teleffuz etti. O da zamanın Başbakanı R.T. Erdoğan tarafından 2004 yılında Cidde ekonomik forumu açılış merasiminde. Bu açıklamya göre İslam Birliği doğru ve uygulanabilir bir proje değildir. İslam ülkeleri bu projeye umut bağlamamalıdır.
O günden beri de bu konu ile ilgili bir tek cümle bile kurmadı.
Yabancı askeri güç ve silahların ülkemizden ve bölgemizden çıkarılması konusu:
Ülkemizin ve bölgemizin yangın yerine dönderilmesi, milyonlarca Müslüman’in katledilmesi, onmilyonlarcasının mülteci durumuna düşürülmesi, ülkelerin boşaltılması, şehirlerin yakılıp yıkılması, darbelerin planlanması ve yönlendirilmesi, bölgedeki yabancı askeri güçlerin ya bizzat, ya da kurdukları terör örgütlerine verdikleri silahlarla yapılmaktadır. Bunlar bir şekilde bölgemizden çıkarılmadıkça, bu yıkımların devam edeceği çok açıktır.
ABD ile stratejik müttefiklik konusu:
Bu ittifakta hep ABD belirleyici ve insiyatif kullanıcı durumundadır. Üslerimizi ve topraklarımızı kullanarak FETÖ darbe planlarını yapıp, yönlendirdiği halde, terör örgütlerine binlerce TIR dolusu silah vererek bizi adeta ablukaya almasına rağmen, bölgeye casuslar sevkedip, bunların geliş gidişlerinde bu üsleri kullandığı açıkça belli olduğu halde, Türkiye bunları önleyici hiçbir adım atamamakta. İnsiyatif kullanamamkta. Bu şartlarla bu tür ittifakların devam etmesi Türkiye’nin başına felaketler getirmeye devam edeceğini herkes görmektedir.
Tarım, hayvancılık, ekonomi ve sanayileşme konusu:
İktidar kanadının 16 yıldır bu konularda ciddi bir adım atmadığı, son Binali Yıldırım Kabinesi kurulduğunda “sanayileşme konusuna ağırlık verileceği, somunu büyütecekleri” sözünü verdiği halde, gerekli adımları atmadığı, hiçbir üretim tesisi kurmadığı, beton, hafriyat ve asfalta dayanan yatırlımlara ağırlık verildiği gelinen noktadaki tespitlerden anlaşılmaktadır. Bununla da kalmıyor durum. Mevcut sanayi tesisleri de çeşitli bahanelerle önce özelleştirilip, sonra da yıkılmaktadır.
Şimdi cevap bekleyen kritik sorular şunlardır:
*Türkiye BOP Eşbaşkanlığı görevinden ayılmış mıdır, yoksa görevi devam mı etmektedir?
*İktidar kanadı İslam Birliği kavramını neden asla ağzına almamaktadır?
*İktidar ABD ve yabancı askeri güçlerin ülkemizi ve bölgemizi terk etmeleri konusunda neden hiçbir cümle kuramamaktadır?
*İktidar en yetkili ağızlardan ABD ile stratejik müttefikliği her karşılıklı ziyarette neden tekrar tekrar vurgulamaktadır? İttifak şartlarında neden değişiklik istememektedir. Örneğin 2014 tezkeresi hükümleri gereği ülkemizde bulunan ve kontrolü bizde olmayan yabancı askeri güçlerin ülkemizi terk etmeleri için bu tezkere neden gündeme taşınamamaktadır?
*Tarım, sanayileşme ve ekonomik yapı konusunda neden gerçek çözümler asla konuşulamamktadır?
Bütün bu soruların can alıcı sonuç sorusu da şudur?
***Acaba 16 yıllık Akparti iktidarı, bu hayati konularda müsbet manada adım atmayacağına dair birileri ile bir anlaşma mı yaptı, imza mı attı, söz mü verdi?
Bu hayati soruların cevabını aramak her siyasi parti, her sivil toplum kuruluşu ve her vatandaş için birer vecibedir. 
İktidar için ise bunların cevabını kamu oyu ile paylaşmak, çok geç olmadan paylaşmak herkesin beklentisidir.
 
 
TARİHİN SATIRLARI
 
Tarihin sayfalarını açsak da,
Onbeş yılı okusak satır satır;
İslam dünyasını parçalamış, 
Top, tüfek, kılıç, balta, satır!..
 
Ekrem Şama

 

TOP