AYAKTAYIZ  ATAKTAYIZ

 
 
Bizzat dolaşarak görüyoruz:
Muğla’dan Kars’a, Mardin’den Edirne’ye…
Fransa’dan Avusturya’ya, İsviçre’den Belçika’ya…
Milli Görüş erlerinde bir heyecan, bir rüzgar ve bir gayret ki sormayın.
Hatırlayalım, 16 yıldır ne silindirler geçti bu teşkilatın üzerinden.
16 yıl önce, “Biz Milli Görüş partisiyiz, Erbakan’ın gizli emriyle kurulduk, onu cumhurbaşkanı yapacağız. Saadet’i küçültüp bu partiyi iktidar yapma talimatı aldık” yalanları ile ilk silindiri geçirdiler bu teşkilatın üzerinden. Tabanın yüzde 85’ini kaydırdılar.
“Amerika ile anlaştık, Yeni Osmanlı’yı kuracağız, İslam ülkelerine bu askeri operasyonlar bundan yapılıyor. Diktatörleri devirip ortalığı düzeltiyoruz, çok yakında Osmanlı şekillenecek” yalanları ile silindiri dolaştırmaya devam ettiler. Bunun cazibesine kapılıp giden bir çok teşkilat mensubumuz oldu.
“Arap Baharı ile totaliter ve işbirlikçi Arap devletleri hizaya gelecek. Türkiye modeli Arap devletlerine aynen uygulanacak. Böylece Ortadoğu’da ve İslam dünyasında lider ülke olacağız. Yeni Türkiye kuruluyor, dışarıda kalmayın!” Bu ve benzeri cazip yalanları ile bir silindir daha gezdirdiler, yine bir çok mensubumuz gitti.
“Bu Erbakan vesayeti ayaklarımızda bağ olduğu sürece bize iktidar yüzü göstermezler. Partimizi bu vesayetten kurtaracağız” yalanları ve iftiraları ile “Genel Başkan” seviyesinde ihanete dayanan yeni bir silindir dolaştırdılar. Hatırı sayılır bir miktar mensubumuz bu yalancı cazibeye kapılarak sürüklendi gitti.
Ordumuz üzerinde kumpaslar kurulurken, “Bunlar Amerika’nın bir oyunu, sakın bu oyuna gelmeyin” diye çıkış yapan yöneticilerimize, medya baskısı ile “Balyozcu” ya da “Ergenekoncu” iftirası atıp bir silidir daha dolaştırdılar, bir çok mensubumuzun kafalarını bulandırıp ifsat ettiler.
“Bu Fethullah ve adamlarını çok yüceltiyorsunuz, bunların gayesi başka, kökü dışarıda, yanlış yapıyprsunuz” diye uyarıda bulunan yöneticilerimizi, “kıskançlık” iftirası ile suçlayıp silindir dolaştırmaya devam ettiler.
“Suriye’de iç savaşı başlamadan bitirmenin yolu bir araya gelip görüşmekten geçer” diye önce Esed ile arkasından bizim hükümet mensupları ile görüşen yöneticilerimize “Esed yandaşı” iftirası atıp, yalan rüzgarları estirerek başka bir silindir dolaştırdılar, mensuplarımızdan aldanıp gidenler oldu.
Yasama, yargı ve yürütme erklerinin denetimsiz bir şekilde bir kişinin bünyesinde toplanmasına “hayır” diyen partimizi, medya operasyonları ve aktrol yıpratmaları ile “terörislerle bir oldu” yalan ve iftirası ile silindir dolaştırıldı, götürdükleri mensuplarımız oldu.
Uzaktan kumanda ederek partimizin maddi kaynakları ile arasına engeller konuldu.
 Her vesile ile işte bu yalan, iftira ve hile silindirleri üzerimizde dolaştırıldı ve bugünlere geldik.
Dünyanın hiçbir teşkilatı, bütün kamuoyu oluşturma araçları ile yalan, hile, iftira silindirleri ile bunun yarısı kadar çiğnenmiş olsa, ayakta kalamaz, dayanamaz biterdi. Ama şükürler olsun ki, Saadet teşkilatı ve MİLKO’larımız hala ayaktadır, ataktadır. Bu teşkilata, “Dünyanın en güçlü teşkilatı” dense yanlış olmaz.
Şimdi Saadetin baştan beri yaptığı uyarılar ve gösterdiği yolların, en doğruları ve en gerekli olanlar olduğu anlaşılıyor. Yalanlar, iftiralar sahiplerini vurmaya başladı. İç sorgulama dönemine girdiler.
Artık yeni iftiralar tutmuyor. Üstelik Bilge Başkan Temel Karamollaoğlu rüzgarı esmeye de başladı. 
Gözlemlerimizi aktarıyoruz:
16 yıldır yıkamadıkları bu teşkilat, esen bu rüzgarı evlere ulaştırıyor. 
İşyerlerine ulaştırıyor.
Köylere, mahallelere ulaştırıyor.
Meydanlara, caddelere ulaştırıyor.
Hastanelere, üniversitelere, okullara, devlet dairelerine ulaştırıyor.
Rüzgarlar fırtınalara dönüşecek.
Artık İslam dünyasını perişan eden, bizi de kurtuluş savaşına getiren yalan, aldanma, aldatma ve iftira devri bitecek.
Altımızdan kaymaya başlayan toprak pekişecek.
Artık bu çileli teşkilat zafere koşacak.
İnşaallah! 
 
KALK AYAĞA MÜCAHİDİM!
 
Batıl meydanı boş bulmuş koşuyor,
Gücünü topla, yumruğu vur, durur!
Yumruğum hafif deme mücahidim;
Sen salla, vurduran Allah vurdurur!
 
Belalar atağa geçmiş geliyor,
Kollarını açıp de ki, dur; durur! 
Sesini küçümseme mücahidim;
Sen haykır, durduran Allah durdurur!
 
Haçlı yola çıkmış, işgal derdinde,
Çık önüne hesabını sor, durur!
Dermanım mı var, deme mücahidim;
Çık yola, sorduran Allah sordurur!
 
Yılan gelmiş boynuna dolanıyor,
Tut pençenle kafasını bur, durur!
Pençem yetersiz deme mücahidim;
Sen kavra, burduran Allah burdurur!
 
Bozuk düzenler insan öğütüyor,
Yiğidim, Adil Düzen’i kur, durur!
Sayımız yetmez deme mücahidim;
Sen azmet, kurduran Allah kurdurur!..
 
 
Ekrem Şama

 

TOP