AMERİKA HİÇ DEĞİŞMEDİ

 
Bir kardeşimizin kafası karışmış, gelmiş bize diyor ki:
Bu Amerika maksatlarını amma da gizlemiş. Hükümet nereden bilecek bunların bizi bırakıp terör örgütü ile beraber hareket edeceğini?
Reis de amma giydiriyor, helal olsun. Cesurca hak ettikleri cevabı yapıştırıyor.
İzah ettik ama anlayıp anlamadığından şüpheliyiz.
Şunları söyledik:
16 sene önce İsrail’in önü açılacak, Ortadoğu’daki operasyonlarımıza yardımcı olacaksınız, ılımlı İslam projemize yardımcı olacaksınız, biz de sizin iktidar olmanıza yardım edeceğiz, diye şartlar sürerken, vatanamızı parçalayıp Büyük İsrail’i kurmak niyetindeydiler. 
Amerika açıkça bunu kasdetti, ama anlamayanlar aldandılar.
Amerika, Irak’ı işgal etmek için destek isterken ve bölüşüm masasında siz de olacaksınız, derken, asıl hedef bizdik. Bunu gösteren niyetlerini gizlemediler ama anlamayanlar aldandı, Amerika’ya destek verdiler.
Amerika BOP Eşbaşkanlığı verirken, maksatları ülkemiz de içinde olmak üzere 20 küsür İslam ülkesinin parçalanması idi. Hedeflerinide gizlemediler. Zamanın Dışişleri bakanı Condaliza Rais’in ağzından açıkça anlattılar.
Anlattılar ama bizimkiler ya anlamadılar, ya da anladılar da anlamazdan geldiler.
Amerika “Arap Baharı” planlarını açıklayıp, bunu Suriye, Mısır, Yemen, Libya gibi ülkelerde devreye sokarken de maksatları bu ülkeleri parçalayıp İsrail’in güvenliğinin ve Büyük İsrail hedeflerinin sağlanması, kendi sömürü hedeflerinin gerçekleşmesi idi.
Ama bizimkiler, “Yeni Osmanlı” hayalleri gördüklerinden dolayı, bu yıkımların gerçek amacını anlayamadılar. Amerika ve diğer batılı sömürgeci güçleri engellemeye gayret etmek yerine, onları bölgeye davet edip destek verdiler.
Amerika, Suriye toprakları içindeki bizim toprağımız olan Süleyman Şah türbesini geri çekmemeizi isterken, oradan terör guruplarının rahatca güneyimizi kuşatmak için bir koridor açmayı düşündüğünü belli etmişti. Böylece bizi parçalamak için güneyden kuşatıp, elimizi kolumuzu bağlamayı amaçladığı ap açık idi. 
Ama bizimkiler, bunu anlamadılar. Bu önerinin bizim oradaki personelimizin kurtarılması için yapılan bir öneri olduğunu sanıp, Milletimizi bu yönde motive ettiler, türbeyi geri çekme gafletinde bulundular. Bugünkü kararlı gibi gözüken tutum, daha o günden ortaya konmalıydı. 
Gerek 2003, gerekse 2014 yılında topraklarımıza kendi askeri kuvvetlerinin yanı sıra, onlarca batılı sömürgeci ülkelerin askeri güçlerini de konuşlandırmayı isterken, asıl hedeflerinin içimize girmek, melanetlerini, içimizden ve bizim toprak ve tesislerimizi kullanarak, ifa etmek, bizi içten çökertmek olduğu ap açık belli idi.
Ama bizimkiler bunu ya anlamadılar ya da anlamazdan gelerek onların istediği şekilde hareket ettiler. 2014 yılında Meclis’te aldırdıkları tezkere kararıyla içimize bu kötü amaçlı askeri güçleri bir zafer edasıyla kabul ettiler. 
Ettiler de ne oldu? Ortadoğuyu kan gölüne çeviren ve bunların organize ettiği terör gurupları, bu topraklarımız kullanılarak beslendi, silahlandırıldı, eğitildi, yönlendirildi ve güneyimiz kuşatıldı. Bununla da kalımadılar, bu üslerimizi kullanarak maşalarını harekete geçirip, darbeler hazırladılar. Planladılar, kontrol ve komuta ettiler, FETÖ darbe sürecinin acısını ve zararlarını bize yaşattılar.
Yine bu üsleri ve bizim topraklarımızı kullanarak, güneyimizde 30 bin kişilik (bunun 100 bin olduğunu söyleyenler de var)  tam silahlı, tam teçhizatlı, eğitimli bir ordu kurarak, silahlarını da teslim ederek harekete geçip, güneyimizi kuşatıp, ülkemizi parçalamayı hedefliyorlar.
Şimdi bunu başaramazlar, çünkü bu defa Mehmetçik konuşacak. İnşaallah Mehmetçik konuşursa bu sömürgeciler, vampirler, kan dökücüler, fesatcılar derslerini alacaklar.
Yalnız bir iki cümle kurmamıza musade edilsin:
En başından beri hep Amerika bir kurtarıcı gibi gösterildi bu millete. Hep umut pompalandı. Hep bu şeytan bize melek diye yutturulmaya çalışıldı. Halbuki en baştan beri bu Amerika maksadını hiç gizlemedi ki. Ne yapacağını açıkladı, adım adım onu gerçekleştirömeye çalışıyor. Bunu en baştan beri genelde Erbakan Hocamız,  Milli Görüş kuruluşları, özelde de şahsımız bas bas bağırarak Amerika’nın bizi ve İslam alemini çökertmeye çalıştığını en açık bir şekilde ifade ettik. Arşivlerimize şöyle bir bakılırsa bunu açıkça yüzlerce defa gündeme taşıdığımız görülecektir.
Amerika’nın attığı bu son ve menfur adımlara bakıp “bizi hep aldattığı, verdikleri sözleri yerine getirmediği, ittifak şartlarına uymadığı, üslerimizi kötüye kullandığı” gibi söylemleri şaşkınlıkla karşılıyoruz.
Bush’un arkasından, Obama’nın arkasından ve Trump’un yüzüne karşı “bizi aldattılar” ifadeleri asla doğru değildir. Bunlar en başından beri zaten amaçlarını açıkça ortaya koyarak geldiler.
Bunca zaman, mevzi ve güç kaybımıza sebep olanlara şimdi ne diyeceğiz?
İyi ama, biz de biliyoruz Amerika’nın ne mal olduğunu. Göz yumduk ama şunları şunları kazandık, diyecek bir savunma da mümkün değil. Herhangi bir kazanç listesi de yok. Bilakis, çok yönlü ve büyük zararlarımız var.
Bu sefer de filmi başa sarıp Rusya’ya teslimiyet görtememeliyiz. Ne Avrupa’dan, Ne Amerika’dan, ne de Rusya’dan bize asla yar olmaz. Bunların sömürge emelleri asla değişmez. Bunlarla anlaşırken, işbişbirliği yaparken, hatta ticaret yaparken insiyatif kaptırılmamalı. Bunların amaçları daima göz önünde bulundurulmalı, ona göre tedbirli davranılmalı. 
Tedbirli davranılmalı ki, zarar görmeyelim aldatılma edebiyatına da ihtiyaç kalmasın. 
 
 
 
AMERİKAN TARİHİ
 
Anlatsam Amerikan tarihini,
İşleri hep zulümmüş, kanmış, dersin!
Anlatsam iktidarın tarihini,
Bunlar saf mı ki, nasıl kanmış, dersin!
 
Ekrem Şama

 

TOP