KURTULUŞ SAVAŞINDA İÇ KAVGA

 
 
Hem de nasıl bir kavga? İki sene sonraki seçimler için kollar sıvanmış, nasıl yaparsak kazanırızın hesabı içinde karanlığa yumruklar sıkılyor.
Barajlar, ittifaklar, rakipler, yandaşlar, istifaya zorlamalar, istifalar, aziller gırla gidiyor. FETÖ ithamları, metal yorgunluıkları, sıkılan yumruklar, sıkılan dişler, daha neler neler…
Bu da yetmedi, şimdi yolsuzluk iddaları, “sallanan” belgeler, belgeler hakkında söylenen çelişkili sözler, ithamlar, ağır sözler…
Sanki sokak kavgası görüntüsü. Ağıza alınmayacak hakaretler, imalı göndermeler…
Türkiye gözlerini gazetelere, ekranlara, sosyal medyaya ve dedikodu ortamlarına dikmiş, kimi merakla, kimi kaygıyla, kimi de hınçla izliyor.
Seviye iyice aşağılara inmiş. Kimisi çocuklarına haber veya canlı yayın izlemeyi yasaklamış. Ahlak seviyesini koruma adına…
Ama Türkiye’nin acil çözülmesi gereken iç ve dış problemleri var. Unutturulmaya çalışılan sorunları var. Kurtuluş savaşı veriyoruz dostlar, kurtuluş savaşı. Veriyoruz vermesine de cephemizdeki görevliler, siperde kavga ediyorlar. Nerede kaldı düşmana karşı savaşacaklar?
Bu ülke 90-100 sene önce de bir kurtuluş savaşı vermiştir. O günkü meclise bakınız. Günler süren gizli veya açık oturumlar. Münakaşaya varan müzakereler. Sert ve sarsıcı sözler. Ama hepsi, savaş üzerine, hepsi kurtuluş üzerine, hepsi hattı hareket üzerine, hepsi ordumuzun sevk ve idaresi üzerine. Tutanakları incelediğimizde nasıl bir görev anlayışı ile hareket edildiğini görüyor ve hayranlık duyuyoruz. Gizli oturum tutanakları birkaç yıl önce açıklandı. Yürütmenin verdiği bilgilerin kapsamını görüyoruz, her bir milletvekilinin sorumluluk duygusunu görüyoruz. Kurtuluş savaşımız böyle başarıya ulaştırılmış.
Bugün yine bir kurtuluş savaşı veriyoruz. 
TBMM’ne bakıyıruz, şok yaşıyoruz.
Bu ülke büyük tehdit altında. Stratejik ortak dedikleri ABD, deyim yerindeyse kazık üstüne kazık atıyor. Terbiye edilmemiş rodeo atı gibi (tabir Rahmetli Erbakan Hocamıza aittir) ısırıyor, tepiyor, çifte atıyor. Kaide, kural dinlemiyor. Eşek yükü ağırlığında anlaşma, taahhütname, mutabakat metni varken, düşmanımız olan terör örgütlerine en moderninden olmak üzere  binlerce TIR yükü hafif ve ağır silah veriyor. Bunların çoğu da bizim ülkemizdeki üslerinden teröristlere ulaştırmakta olduğunu tahmin etmek zor değil. İki de bir giderek veya telefonla yeni taahhütlerle bizimkileri tam anlamı ile oyalarken yeni düşmanlıkların adımlarını atıyor.
NATO hakeza, adeta alay ediyor. Bir yandan yaptıklartından ötürü özür diler gibi rol yapıyor ama yeni şeytanlıklarını göz göre göre icra ediyor.
Avrupa Birliği kapıda bekletme, ama günde beş öğün de azarlama seansları icra ediyor.
Rusya’ya yanaşılmaya çalışılıyor ama, onların hangi oyunları oynayacaklarını yüreğimiz ağzımızda gözlemekteyiz. Çünkü mazilerini biliyoruz, istikbal için asla güvenemiyoruz.
Ege adalarımız işgal altında. İslam ülkeleri perişan vaziyette. Milyonlarca mülteci, aş, iş, eğitim, gıda ve giyecek beklemekte. 
Ekonomi pamuk ipliğinde. Amerika öksürse verem oluyor. Türk lirasının erimesi önlenemiyor.
Borçlar gırtlağımıza dayanmış. Taksitlerini ve faizlerini ödeyemez duruma gelmişiz.
Sanayiimiz yıllardır çivi çakılmadığından içler acısı durumda. Mevcutlar satılmış çoğu yıkılmış, yerinde yeller esiyor. Binali Yıldırım hükümeti yıllar önce görevi davralırkan “somunu üreterek büyütme” taahhütlerinde bulunmuş olmasına rağmen, coca cola fabrikasından başka bir üretim tesisi açamamış.
İşşizlik tavan yapmış. Bölüşüm bozulmuş. Faiz halkımızı “inim inim inletme” duruma getirmiş.
İç göç dur durak bilmiyor. Anadolu boşalıyor. Tarımda ve hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelmişiz.
Şehirlerimize de gökdelen adı altında beton kazıklar çakarak şehircilik öldürülmüş.
Eğitim kalitemiz yerlerde sürünüyor.
Daha ne olumsuzluklar içinde kurtuluş savaşı vermekteyiz.
TBMM’de bunlar konuşuluyor mu? Tartışılıyor mu? Muhalefetin kaç yıldır bu konuları gündeme getirme girişimi olduğunu duyduk mu? İktidarın bu konularda milletvekillerini bilgilendirmek için gizli veya açık oturum düzenlediğini duyduk mu?
Varsa yoksa kavga. 
Sen hırsızsın, sen yolsuzluk yaptın. Başla kavgaya!
Yolsuzluk da, hırsızlık ta, beceriksizlik te elbette sorgulansın, denetlensin. Ama sıraya koyarsak, ilk sıraya kurtuluş savaşını koymak gerekmez mi?
Ey bakanlar, ey vekiller!
Evin içinde koltuk kapma yarışındasınız. Kavganız bundan.
Evimizin duvarları tehlikede. Sel içeri girmek üzere. Sel aldıktan sonra mı evimiz ile ilgileneceksiniz? 
 
BAŞÇAVUŞUN BEYGİRİ
 
Dışarıdaki seli duyurmak için,
Çırpınsak, bağırsak, yırtınırcasına;
Gamsızlar çok rahat, sanki beygir
Yellenir, bağırsak yırtılırcasına!..
 
Ekrem Şama
TOP