VURUN KİTABA!

 
 
Cumhuriyetin ilk yıllarında bir roman yazılmıştı:
Vurun Kahpeye, isimli.
Hocalarımızı ve din adamlarımızı halkın gözünden düşürmek için.
Gayesi itibariyle oldukça başarılı da olmuştu.
Bugün ise aldığımız haberlere bakarsak Vurun Kitaba, diye bir roman yazılmış da onun gereği kitap düşmanlığı yapılıyopr sanırsınız!
Önce tarihi iki olayı hatırlatalım:
İlk olay, Moğol hükümdarı Zalim ve Katil Hülagu Han’ın, Müslümanların Halifesi’nin bulunduğu Başkent Bağdat’ı yakıp yıktığı 13. yüzyılda  meydana gelmiştir. Bağdat’ta bulunan ve Müslümanların kültür birikimi olan milyonlarca kitabın yakılması veya dicle nehrine atılarak yok edilmesidir. Bu olaydan sonra Dicle Nehri’nin aylaca mürekkep renginde aktığı ifade edilmektedir.
İkinci olay ise 1490’lı yıllarda Endülüs’ün Haçlılarca ele geçirilip yağmalanması ve katliama uğratılması sırasında olmuştur. Yine o güne kadar Endülüslü Müslümanların kültür birikimi olan yüzbinlerce kitabın şehir meydanında yakılması olayıdır.
Bugün Müslümanlar ve insaf ehli, bilgi sahibi batılı ilim adamları açıkça şöyle hayıflanırlar:
“Keşke bu olaylar meydana gelmese idi de, o kitaplar yok edilmese idi. O zaman kimbilir bugünkü medeniyet ve teknik hangi yüksek seviyelere çıkmış olurdu!”
Tarihte kitap ile ilgili benzer bir çok olayın vuku bulmuş olabileceğini kabul etmemiz gerek. 
Neden böyle bir giriş yaptık?
Bu fakirin mesai aralarında kaleme alıp Gonca Yayınevi’nden neşredilen 8 kitabı vardır:
Şu Boğaz Harbi, Hilelerle Çanakkale, Şiirlerle Çanakkale, Başlar ve Kılıçlar, İnsanlar ve Mallar, Cinas Cinasa Şiirler, Osmanlı Düşünüyordu ve Allah Dostu Erbakan.
Bugünlerde arkadaşlar iki de bir telefonlarla bizi aıyorlar:
-Hocam, falanca kütüphanede yetkililer sizin kitaplarınızı ayıklayıp çıkarıp yakıyorlar, ne olur müdahale edin!
-Ekrem Bey, falanca okulda öğretmenim, sizin kitaplarınızı okul kütüphanesinden çıkarıp çöpe atıyorlar, haberiniz olsun!
-Hocam bizim halkevinde sizin kitaplarınız vardı, çıkarıp yırtıyorlar, acaba neden?
Küçük bir araştırma yaptık ki meselenin aslı şu imiş:
Gonca Yayınları diye bir yayınevinin sahiplerinin paralelci olduğu tespit edilmiş. Bunun üzerine içinde GONCA kelimesi geçen bütün yayınevlerinden çıkan bütün kitapları resmi müesseselerin kütüphanelerinden çıkarıp ya yakıyorlar, ya da yırtıyorlarmış!
Süphanellah!
Bu nasıl bir uygulama?
Önce bizim kitaplarımızı yayınlayan Gonca Yayınevi’dir. Gonca Yayınları ile ne ilgimiz olabilir? Her ünvanında GONCA kelimesi geçen paralelci mi sayılacak?
İkincisi küçük bir araştırma yaparsanız ünvanında GONCA kelimesi geçen bir sürü yayınevi var. Bir tanesinin kitaplarını topluyorum diye tüm GONCA’ların kitaplarını nasıl, hangi hak ve hangi dikkatle imha ediyorsunuz? 
Üçüncüsü, yayınevine bakarak kitap yakmak veya yırtmak, ya da kara listeye almak hangi akla hizmettir? Böyle yapılacağına OHAL çerçevesinde bir tetkik kurulu oluşturup, kitapları tetkik edip, sakıncalı bilgi içerenleri ayıklamak çok mu zor?
Böyle yapılacağına vurun kitaba, kabilinden insafsızca ve cahilce uygulamalar kimseye hayır getirmez!
Bazı işgüzarların ise Milli Görüşçü olmamız hasebiyle, bilmiyormuş gibi davranıp, bilinçli olarak kitaplarımızı imha ve bizi kara listeye alabileceğinden bile şüphelenmekteyiz!
Vurun Kitaba!
Tarihteki kitap imhaları insanlığa hayır değil, zarar getirmiştir.
Bu yeni uygulamalar da, kültür çağı olması gereken günümüze asla yakışmıyor.
 
KİTAP DÜŞMANLIĞI
 
Kitaplar mı toplatılacak;
İnsafsızlar kararı verir!
İşgüzar girer kitaplığa,
Coşar, gözü kararıverir!
 
Ekrem Şama

 

TOP