NE OLDUM DELİSİ

 

Kendine fazlaca güvenmek, kimseye danışmadan, kendi bildiğinin doğru olduğunu kabul etmek, bildiği yoldan gitmek, sonuçta hata üstüne hata yapmak. 
Ne oldum delisi olarak kendini ve yönettiği aileyi, kasabayı, ya da ülkeyi felakete sürüklemek.
Yani kısaca “Ne oldum delisi” olmak.
Ta başından beri iktidar mensuplarına hep yol göstermeye gayret ettik.
Bu reçetelerimiz dikkate alınmadığı gibi hep: 
“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek gerek, yöneticilerimiz de şu anda bunu yapyor. Acımasızca eleştirmeyin, onlar sizin bu dediklerinizi sanki bilmeyen kişiler mi?” karşılığı ile cevapladılar.
Ama gelinen noktada 15 Temmuz darbe girişimi gösterdi ki, ülke uçurumdan, bu yöneticilerimiz de kıl payı ölümden kurtuldular. Elbette bu girişimin arkasında asıl planlayıcı ve rejisörün başta ABD olmak üzere, AB, NATO ve İsrail olduğunu hesaba katarak bu yazımızı yazıyoruz. 
Muhtelif eleştiri ve çözüm önerilerimizde demişiz ki:
“Allahımız kitabında Yahudi ve Hıristiyanlar dahil kafirlerin Müslümanlara asla dost olamayacaklarını bize bildirir. 
Kafirlerle ticaret yapılması, ittifaklar kurulması, görüşmeler yapılması onlarla dost olmak anlamına gelmez. Bunları yapmak ayrı, dost olmak ayrıdır. 
Dost olmak karşılıklı güveni ve emniyeti de içerir. Dostsanız birbirinize güven duyuyorsun uz demektir. Hepimiz biliyoruz ki, Hıristiyan ve Yahudi’ye asla güvenilemez. Tarih göstermiştir ki, en sağlam anlaşmalar da yapsanız, onlara güvenemezsiniz. Güvenirseniz onları dost kabul ediyorsunuz demektir ve hüsrana uğrarsınız. Yaptığınız anlaşmalardan dolayı sizden onlara bir zarar gelmez, lakin onlar size ellerine geçirdikleri ilk fırsatta ihanet edeceklerdir.”
Bu tespitlerimize örnekler de vermişiz:
Yahudiler Peygamber Efendimize ve İslam Devleti’ne, yapılan anlaşmalara aykırı olarak kaç defa arkadan hançerleyerek ihanet etnmişlerdir.  
 Selahaddin Eyyubi büyük Haçlı seferleri esnasında Haçlılarla kaç defa anlaşmalar yapmış, onlar ellerine geçen ilk fırsatta bu anlaşmaları nasıl çiğneyerek arkadan hançerlemeye kalkışmışlardır.
1444 yılında Haçlılarla yapılan Segedin anlaşması!
Hem de İncil üzerine yemin ederek Papa tarafından onaylanan bu anlaşmaların Sultan 2.Mehmed Han (Fatih)’ın 12 yaşında tecrübesiz biri olarak tahta oturmasını fırsat bilerek nasıl arkadan hançerleyip çiğnemişlerdir.
Endülüs Müslümanlarının katliamları. Fanatik Hıristiyanların, yaptıkları anlaşmaları hiçe sayarak, Müslümanları nasıl arkadan hançerleyerek büyük katliamlar yapmışlardır.
Eskileri bir tarafa bırakın, Afganistan’ı, Irak’ı Libya’yı neden bombardıman edip, işgal edip, yakıp yıkıp, milyonlarca Müslüman’ı katliama ve tecavüze uğratıp sömürdüklerini düşünelim. Halbuki verdikleri söze ve uluslararası anlaşmalara bakılırsa, teröristleri temizleyip, diktatörlükleri devirip, demokrasiyi kuracaklardı. 
Bu sözlerini nasıl çiğneyerek katliamlar gerçekleştirdiler ve halen de devam ettiriyorlar. 
Daha bir çok örnek!
İktidar mensuplarına seslenmişiz. Demişiz ki:
Bunlara güvenmeyin! İlk fırsatta sizinle yaptıkları anlaşmalara rağmen sizi arkadan hançerleyeceklerdir. Çünkü tarih göstermiştir ki, onlar bu huylarından asla vazgeçmezler. 
Bize söylenen hep şu oldu:
Başımızdakiler ülke yönetiyorlar, tavuk gütmüyorlar. Fikirlerinizi kendinize saklayın!
Ama ne oldum delisi bir tutum bizi buraya getirdi.
Biz her fırsatta kardeşlik görevimizi yapıyoruz, yapmaya devam etmek mecburiyetindeyiz.
Şimdi de diyoruz ki:
Kardeşler, Haçlı ve Siyonistleri dost edinmenin karşılığını gördünüz. Maşa kullanarak sizi ölüme, ülkemizi de yıkıma götürmek istediler. Şimdi bize inandınız sanırız. Lakin bu durumu düzeltmek için Rusya’ya gitmenizden kuşkulanmaktayız. Evet bir çare arayışınız var, kendi 15 yıllık ihmaliniz ve söz dinlemezliğiniz yüzünden.
Rusya ile ne görüştünüz, nasıl bir mutabakata varıyorsunuz bilemiyoruz. ABD,AB ve NATO “dostluğundan” kurtulma çabanızı destekliyoruz. Ancak yine bildiğimiz doğruları ifade etmek zorundayız:
Kurtulmaya çalıştıklarınızın dostluğu nasıl sahte dostluk ise, Rusya’yı da “dost” olarak kabul edip tam manası ile güvenmeyin.  Rusya ile varılan veya varılacak mutabakatlar, komşu ülkelerimizle bir araya gelmeyi, bölgedeki yabancı güçlerin çıkarılmasını ve neticede İslam birliğinin kurulmasını hedeflemiyorsa, bilin ki yağmurdan kaçıp doluya tutulan birinin durumuna düşersiniz, düşeriz.
Bir darbe teşebbüsünü milletimizin birliği ile önledik. Bu tamam. Ama asla “ne oldum delisi” olmayın. Tarihi bir dönemeci geçerken bu tespitlerimizi dikkate alın. 
“Ülkemiz tam felaket halinden kurtulmaya çabalarken, iktidara destek olmak gerek” diye bu defa da gösterdiğimiz çözüm yollarına kulaklar tıkanacak olursa, tarihi fırsata da, ülkemize de, İslam dünyasına da yazık olur!
Kardeşane ve dostane uyarımızdır.


BİLDİĞİMİZ RUSYA 

Yağmurdan kaçıp doluya koşmayın,
Yaşanan felaketler azmış gibi!
Rusya da başka Haçlıdır av olmayın,
Bizi parçalar, azdıkça azmış gibi!

Ekrem Şama
TOP