RUSYA İLE YAŞANAN KRİZ

 
 
Tam 8 ay geçti.
Rusya ile uçak krizinin patlak vermesinin üzerinden.
Malum, sınırlarımızı geçen bir Rus uçağı, kendi ifadesine göre bizzat Cumhurbaşkanımızın emri ile silahlı kuvvetlerimiz tarafından vuruldu ve düşürüldü.
Bundan sonrası için kesin bilgilerimiz yok ama, büyük bir devlette olması gereken ve tahminen de olan şekliyle yazacağız.
Bu olay, doğuracak sonuçları itibariyle çok mühim bir olaydır. Teknik, enerji, askeri, diplomatik, ekonomik ve dışişleri yönleri ile çok önemli gelişmeleri doğuracak bir olay olduğu için, özel yönetilmesi gereken bir krizdir. Derhal bu saydığımız dallarda yetkisi, bilgisi ve tecrübesi kişilerin görev yapacağı olan bir kurul veya kriz masası oluşturulmuştur. Devlet o kuruldan çıkacak bilgi ve yönlendirmelere göre tavır belirleyecektir, belirlemeye başlamıştır.
Nitekim bu kuruldan çıkan yönlendirmeye göre, bizzat Cumhurbaşkanımız, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığımız Rusya ve liderinin sert tepkilerine göre, ondan daha sert ve tepkisel sözlerle karşılık vermeye başlamıştır.
Bu kuruldan çıkan tavsiyelere göre, Cumhurbaşkanımız başta muhtarlar toplantısı olmak üzere, açılış merasimlerinde, dernek, vakıf ve kuruluş toplantılarında, zaten bir deli olan Rusya Lideri Putin’e karşı sert karşılıklar vermeye başlamıştır. Onların özür ve tazminat taleplerini çok sert sözlerle karşılayıp, özür dilemesi ve tazminat ödemesi gereken tarafın Rusya olduğunu dile getirmiştir. Rusya’nın Suriye’de ne işi olduğu, Zalim Esed’e yardım etmekle halka karşı zulüm işleyen tarafın Ruslar olduğu dile getirildiğinde, Deli Rus liderinin daha fazla sinirlenip ilişkileri iyiden iyiye germeye başladığı görüldü. İlişkiler felce uğramış, Rusya’ya ihracat durma noktasına gelmiş, başta sebze ve meyve üreticileri, Rus turistlerin yolunu gözleyen turizm kuruluşları, onlarla ilişkili olan esnaf, nakliyeciler, diğer taraftan inşaatçılar büyük bir krizin eşiğine gelmişlerdir.
Yine bu kurulun tavsiyesine göre, Cumhurbaşkanımızın, IŞİD petrollerinin pazarlanması konusunda Türkiye’yi suçlayan sözleri karşısında, dedikleri doğru çıkarsa kendisinin istifa edeceğini, doğru çıkmazsa Putin’in istifa etmesi gerektiğini sert sözlerle ifade ederken bizler bu kurulun bu kadar cesur ve cüretkar ve diplomaside pek kullanılmayan tavsiyelerine de şaşıp kalıyorduk. 
Cumhurbaşkanımızın bu kadar sert sözlerinde ifade ettiği durumlardan vazife çıkaran malum medya kalemşörleri de atağa geçmişler, doğalgazın alternatiflerini ihbar etmeye başlamışlardı. Ülkemizdeki tezek rezevrlerinden tutunuz da Katar’dan tatara kadar doğalgaz rezervleri gözden geçirilmeye başlanmış, elde kalan ve seralarda koparılmayı bekleyen meyve ve sebzeler için Arap ülkeleri başta olmak üzere, alternatifler üretilmeye ve kelimenin tam anlamıyla uçuşa geçmeye başlamışlardı.
Son zamanlara doğru hesapların hiç de doğru çıkmadığı görülüyordu. Mesela turizm sezonunda Rusya tarafrından iptal edilen rezervasyonlar dolayısıyla, en azından 10 milyar dolarlık, sebze ve meyve ihracatının durdurulmasından dolayı en az 10 milyar dolarlık, inşaat sektörünün işçi çıkarması ve kapasitelerinin boş kullanılması dolayısıyle keza en az 10 milyar dolarlık zararların söz konusu olduğu yazılıp, çizilip konuşulmaya başlanmıştı. Nereden bakarsanız bakınız biz diyelim 40, siz deyin 50 milyar dolarlık zararların oluştuğu, bunun kış mevsimi gaz konusunda daha vahim sonuçlar doğurabileceği de dilden dile konuşulmaya ve yazılmaya başlandığını görüyorduk.
Bu sefer düşünme ve tavsiye kararlarından çark etme sırası kurula gelmiş olmalı ki, son günlerde “kusura bakma” içerikli mektuplar, “zararlarını karşılamaya hazır olduğumuzu” bildiren mesajlar, Cumhurbaşkanımızı Putin ile görüştürmek için “ricalar” Rusya’ya İncirlik üssünden yer verme “teklifleri” peşpeşe gelmeye başladı. Buna da “düşmanları azaltma, dostları çoğaltma” gibi cafcaflı bir kalıp da taktılar. Bu yöndeki tavsiyeleri hem Cumhurbaşkanımızca, hem de hükümetce uygulamaya sokuldu. 
Şimdi de biz diyoruz ki:
Rus uçağını düşürme olayı bir “kusur” imiş ki, bu kurul “kusura bakma” diye mektup yazma ihtiyacı duymuş.
O halde ey kurul üyeleri, uçağın vurulmasındaki “kusur” sizin son ifadelerinize göre Türkiye’nindir, tamam da, kimin veya hangi kuruluşundur, bunu da açıklamanız gerekmez mi?
Madem ki bu olay Türkiye’nin kusuru idi, bunu baştan anladığınız halde, neden hükümete ve Cumhurbaşkanlığına yanlış tavsiyelerde bulundunuz? 
Hayır kusur değildi, Türkiye haklı idi diyorsanız, o zaman neden ülkemizi temsil eden makam ve şahısları, mesela Cumhurbaşkanımızı, uluslararası diplomaside ağza alınmaması gerekecek kadar sert ve anlamsız, istifaya davet etme gibi sözler sarfetmeye yönelttiniz? Neden bu krizin bir an önce son bulması yönünde değil de, tırmandırılması yönünde tavsiyelerde bulundunuz, sizin hiç mi aklınız yoktu?
Sapır sapır iflas eden turizm, ulaştırma, inşaat, zebze meyve üreticileri, seracı ve çifçileri ve diğer ilgili kuruluşların durumlarını hiç mi düşünmediniz? Gerilimi tırmandırdıkça zararın da büyümesini sağladınız!
Ey kurul üyeleri, meydana gelen ve şimdilik 40-50 milyar doları bulduğu söylenen zarar ziyan var. Kriz henüz atlatılmış da değil. Daha nerelere tırmanacağı bilinmiyor. Bütün bu zararları kim karşılayacak? Siz mi, devletimiz mi, yoksa herkes kendisi mi?
Siz konunun uzmanları olarak bu kadar dev sorunların çıkacağını hiç mi göremediniz? Şimdi bu zararların tazmini için, ilgili şahıslar ve şirketler sizin aleyhinize tazminat davaları açsalar mahkemede kendinizi nasıl savunacaksınız?
Sizin akılsız başınızın cezasını bu millet mi, bu devlet mi çekecek?
Bunları en baştan hiç düşünmediniz mi?
Bu hallere düşünce mi düşüneceksiniz?
 
 
SİYASETİN TEMELİ
 
Siyasetin temeli,
Hep, düşünce düşünmek.
Ya size ne demeli?
Hep düşünce, düşünmek...
 
Ekrem Şama
TOP