GURBETTEN TÜRKİYE’YE BAKIŞ

 
 
Sık sık yurt dışına çıkıyoruz.
Kardeşlerimizin davetine icabet etmemek olur mu?
Tarihi olayları aktüalite penceresinden değerlendirmek, ibret alıp istikamet belirlemek...
Yurt dışındaki MİLKO’ların yöneticisi kardeşlerimizle kucaklaşmak, dertleşmek, onlara sıladan haberler götürmek ayrı bir heyecan oluyor. Hem bizim açımızdan, hem onlar açısından.
Yenice Avrupa’dan geldik. 3 günlük yoğun bir çalışma, 8-9 program, özel sohbetler, tatlı bir koşuşturma ve dönüş.
Genel olarak bakıldığında bugünkü gurbetçi kuşağı bilmem kaçıncı kuşak. Asimile olmuş gurbetçilerin yanında kimliklerini muhafaza edebilmek uğruna büyük çaba harcayan kardeşlerimizin takdire şayan çalışmaları var. Herkes biliyor ki, Rahmetli Erbakan Hocamızın ve bir avuç Milli Görüşçü kardeşlerimizin başlattığı ve bugün de yürütülen MİLKO çalışmaları, bu sahada ilk ve en büyük çalışmadır. 
Gurbetten Türkiye’ye bakış, diye bir başlık atsak neler söylenebilir?
Tıpkı burada olduğu gibi karayı ak gösteren medya bombardımanı orada da bir çok kardeşimizin, Türkiye’de işlerin yolunda olduğu şeklinde kanaat sahibi olması neticesini veriyor. Üzülerek belirtmek gerekirse bu çaba MİLKO’ları da yer yer etkisi altına almış. Hemen anlaşılıyor ki bu yönde çaba gösteren çok az kişi, fakat hoş olmayan etkileri oluyor. Bu çok az kişinin çabası ile, kuruluşundan beri Milli Görüş ilkelerinin yılmaz savunucusu ve olayların gerçek yüzleri ile okuyucusunu haberdar kılan Milli Gazete’nin okunmaması için çaktırmadan tedbirler alınıyor, aboneler iptal ettiriliyor, dağıtımlar engelleniyor.
Bunları tespit etmek son derece kolay ve basit: 
Alırsınız Milli Gazete’nin tirajlarını, hangi şehirde düşüşler varsa orada bu nevi bozguncuların bulunduğunu anlayıp tedbirlerinizi alırsınız!
Ülkemizdeki kötü gidişi gurbetçilerin dikkatlerinden kaçırıp, allayıp pullayıp güzel gösterme çabasının bir başka örneğini de bizzat yaşadık. Bazı MİLKO’larda konuşmak için kürsüye çıkmadan önce yanınıza sokulan birisi size konuşma üslup ve adabı öğretmeye kalkıyor:
“Aman hocam, burası şöyle kritik, böyle kritik, insanlar şuna tepkili, buna tepkili, sakın ha burada şu konulara girme, bu konuları konuşma! Şu kelimeleri kullanma, şu cümleleri kurma!”
Sizin yıllardan beri bu platformlarda sohbetler yapmış olmanızın tecrübesini yok saymalarına mı yanarsınız, misafire karşı bu kaba davranışa mı yanarsınız? La havle çekiyorsunuz, ama herkesin içinde tepki de göstermenin şık olmayacağını düşünerek, gülümsemek zorunda kalıyorsunuz!
Kimi yerde konuşmanız başlamış, daha girizgah yapıyorsunuz, sert ve hiç te hoş olmayan bir şekilde vaktin daraldığını, hemen kürsüden inmeniz gerektiğini size uzaktan hoyratça söyleyen birileri çıkıyor. Toparlamayı bırakın, sanki cümlenizi bitirtmeye tahammülü yok.
Anlıyorsunuz ki, statükocular burada da türemiş, gurbetçi kardeşlerimizin uyanmasını istemiyorlar. Fakat memnuniyetle belirmemiz gerekir ki, bu nevi statükocu insanlar sayıca çok az. Ama etkileri fazla oluyor maalesef.
Siz bazı platformlarda Türkiye’nin gerçeklerini anlatmaya başlıyorsunuz, hiç hoşa gitmeyen bu gerçekleri duyanların bir kısmı hayretler içinde kalıyor, bazıları da duymamak için kulaklarını tıkarcasına sohbeti terk ediyor. Bu davranışı, geçmiş peygamberler dönemindeki bazı kişilerin kulaklarını tıkayıp gerçekleri duymak istememesine benzetebilirsiniz.
Özel sohbetlerimizde şunu dile getiriyoruz:
“Kardeşler, İslam dünyası yakılıyor, yıkılıyor. Türkiye tarihinin en tehlikeli virajında. Güneydoğu ve doğu yanıyor. Terör buralarla sınırlı değil, hergün artan bir hızla batıya da, kuzeye de, güneye de yayılıyor. Büyük şehirler artık terörden emin değil. Terörün arkasındaki dış güçler, BOP kurucu ve uygulayıcıları.Bunlar iktidarın sarmaş dolaş olup içimize soktuğu ve üslerimizi verdiği güçler. Terör bizim topraklarımızdan, bizim üslerimizden besleniyor. Bu çok büyük bir tehlike. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, bunlara karşı sadece bazı laf göndermeleri yapıyor, fakat onlara mahkummuş gibi fiili bir adım atamıyor. Türkiye’de bizler bu konuda elimizden gelen çabayı harcıyoruz, fakat yetersiz kalıyoruz. Lütfen sılaya sahip çıkın. Olayları gerçek şekliyle öğrenin, elinizden ne geliyorsa bugün yapın! Yarın geç kalmış olma ihtimaliniz var!”
Gıpta ettiğimiz hususlar da oldu elbet:
Bir çok kardeşimiz, gerçekleri çok iyi takip ediyorlar, öğreniyorlar. Gece gündüz demeden ellerindeki şahsi imkanları da ortaya koyarak, köşe bucak uyarma çalışmaları yapıyorlar. Elleri öpülesi bu insanlara selam olsun. 
Allah onlardan razı olsun.
 
KARPUZ GİBİ
 
Yangın var diye zilleri çalsan;
Bön bön yüzüne bakar buz gibi!
Kafayı kuma sokup kurtarır;
Kalan yerleri, bir karpuz gibi…
 
Ekrem Şama

 

TOP