SAVUNAN FANATİK

 

İktidarın İsrail ile dostluk ve kardeşlik yakınlaşması için çırpındığı şu günlerde, bunu bize, ayet ve hadislere dayandığını iddia ederek savunmaya kalkışacak kadar fanatikleşmiş bir kardeşimiz olmasaydı böyle bir yazı yazmayı düşünmezdik.
Savunan Adam; malum Erbakan Hocamızın ömür boyu her platformda ve mahkemelerde Hakk’ı savunmuş olması dolayısıyla kendisine verilmiş bir ünvandı. 
Bunun üzerinde çok yazıldı çizildi.
Lakin batılı savunan fanatikleri fazlaca yazan olmadı. Çünkü o kadar zor bir konu ki, fanatiğin rencide olup, batılı imanına bile zarar verecek derecede daha fazla savunmaya itebilir. Bu yönüyle tehlikelidir. Ama öyle fanatikçe çıkışlar oluyor ki, yazmak şart oluyor. 
İşte bir kaç örnek:
İslam medeniyetinin yenilmiş olduğunu, Batı medeniyeti ile beraber hareket edilmesi gerektiğini açıkladıklarında bunu savunmak zoruda kalıyor.
Yahudiler üstün cesaret madalyası mı verdiler, bunu savunmak fanatiğe kalıyor. Üstelik  bu madalya geri verildiğinde, eski söylediklerini tamamen unutup tersini savunmak zorunda kalabiliyor.
İslam dünyası Haçlı seferleri ile işgal edilip, milyonlarca Müslüman’ın öldürülmesine ve zalimlere yardım edilmesine ve işbirliği yapılmasına bir kulp bulup savunmak fanatiğe düşüyor.
İffetlere tecavüzleri, yıkımları, yüz milyona dayanan sayıdaki Müslüman’ın yurtlarından çıkarılmasınındaki destekleri ve işbirlikçilikleri, zalime edilen duaları görmezden gelip, bir kaç milyonunun iaşe ve ibatesinin sağlanmasını göklere çıkarıp savunmak bizim fanatiğimize kalmaktadır.
Libya’ya NATO müdahalesini baştan tasvip etmeyince göklere çıkaran fanatiğimiz, ertesi ay donanmamızı işgalci ve yıkımcı Haçlılara destek için gönderdiğinde, bu defa tam tersine dönerek bu elim kabahati savunacak. Kaddafi linç edilerek şehit edildiğinde, zalimlere verilen desteklerin normal ve gerekli olduğunu ayete, hadise dayandırarak savunmak bizim fanatiğimiz için iman ile alakası olmayan kolay bir iş sayılacak.
En başından beri ayan beyan tanıdıkları halde, 10 yılı aşkın can ciğer kuzu sarması halinde, okyanus ötesi oluşuma her istediklerini verdiklerinde bunu fanatik savunacaktır. Ama öküz ölüp ortaklık bittiğinde, bunlar terör örgütü olarak vasıflandırıldıklarında, en koyu ve gözü kara düşman ilan eden uygulamayı savunmak yine ona kalacaktır.
Esetle içli dışlı olunmasını, Suriye ile vizelerin kaldırılmasını, ortak hükümet oluşturma aşamasına gelinmesini savunmak kolay da, ABD ve batılılar istedi diye, alınan bütün bu olumlu mesafeleri yok sayarak, onların Haçlıların posta başı rollerinde iç savaşın başlatılmasındaki işbirlikçi rollerini savunmak, Eset’in bir zalimin oğlu olduğunu yeni öğrenmişcesine saldırıya geçmek fanatiğimize hiç zor gelmez.  
Bu iç savaşı daha başında iken durdurmaya çalışan Saadet Partisi heyetinin, medya terörü ile Esetçi ilan edilmesini kıs kıs gülerek savunmak onun için çocuk oyuncağıdır.
Amerika ile al takke ver külah sarmaş dolaş olunduğunda Amerika’yı, İslam ülkelerini iktidarın da desteği ile işgal ettiğinde NATO’yu da sözlerinin içine katarak savunmak bizim fanatiğe kalmaktadır.
Ergenekon’u, Balyoz’u, Ayışığı’nı, Yakamoz’u gerekçe gösterrek yapılan işleri savunmak fanatiğimiz için çok kolaydır. Lakin bütün bunlardan dolayı şu kadar yıllık mağduriyetlerin oluşmasının arkasından adaletin “pardon” demesini savunmak, yine aynı fanatik için daha da kolaydır. Hele gerçeği ta işin başında isabetli teşhisleri ile ortaya koyan Saadet Partisi yetkililerini, Ergenekon’cu, Balyoz’cu, çeteci ilan etmek ve bunu savunmak nasıl bir zihniyet oluyor?
Rasmussen gibi bir İslam ve Peygamber düşmanının NATO’nun başına geçirilmesine onay verilmesi, fanatiğimizce ince ve usta bir siyaset ürünüdür, savunulmalıdır.
İslam Birliği’nin asla mümkün olmadığını, Avrupa birliğinin ise büyük nimetleri içerdiğini savunmak, üstelik bu çarpık fikirlerini ayete ve hadise dayandırmaya cüret etmek, iman sınırları ile oynamak değil de nedir? 
BOP Eşbaşkanı’nı savunayım derken BOP’u da savunmak zorundadır.
Faizci kapitalist düzeni, domuz, zina, eşcinsellik, sapıklık ve Avrupa’nın kokuşmuş düzeninin ülkemize adapte edilmesinin sakıncaları söz konusu edildiğinde derhal ayak direyerek bunların yerinde ve gerekli olduğunu savunmaya geçmesi fanatiğimizce kendi imanına bir zarar vermediği mi düşünülmektedir?
Patriotu, füze kalkanını, zalimlerin askeri güçlerini ülkemize sokmak, üslerimizin zalim ve müstebitlere verilmesi fanatiğimize göre çok normal ve gerekli bir politik manevradır.  
Van Minüt’ü savunmak, İsrail’in bir terör devleti olduğunu, asla ilişki kurulamayacağını açıkladıklarında, bu tavır ve sözleri savunmak çok hoştur, verimlidir, gurur okşayıcıdır. Lakin şimdi de İsrail dostluğunu ve kardeşliğini fanatiğimiz için milyonuncu kere ters takla atarak savunmak normal ve basit bir olaydır.
“Savunan Fanatik” kardeşime, hatırlatıyoruz:
Kul hakkı var, amel defteri denen bir şey var, ne zaman geleceği belli olmayan ölüm var, kabir var, sorgu var, cennet var, cehennem var!
Allah hiç bir Müslüman kardeşimizin basiretini bağlamasın, feraset versin, ayaklarımızı İman dairesinde sabit kılsın!
Amin!
 

İMAN ÇİZGİSİ

İman sınırlarıyla oynayanın,
Başına tahminden ötesi gelir.
Yukardaki karga sesi çıkarsa,
Fanatik hayranın ötesi gelir!

Ekrem Şama
TOP