BOSNA KATLİAMI VE ERBAKAN

Yüz kızartıcı bir soykırım günü olan Srebrenitza katliamının 17.Yılı’nı içimiz kanayarak anıyoruz. 11 Temmuz 1995’te yaklaşık 10 bin masum sivil Boşnak Müslüman’ın Birleşmiş Milletler askerlerinin Sırp canileriyle işbirliği ile önce silahsızlaştırılıp, sonra elleri bağlanarak topluca katledilmelerinin yıldönümü. Yara o kadar taze ki, Bosna’lı kardeşlerimizin feryatları hala gökleri tutuyor. Müslümanların gözyaşları hala dinmedi.

Bosna Savaşı’nı hatırlayalım. Eski Yugoslavya’nın dağılması ile başıboş kalan Sırp ve Hırvatların, Boşnak Müslümanlara saldırmaları, yıllar süren bir katliamın yaşanması olayı. Yüzbinlerce ceset, milyonlarca mülteci, tecavüz, açlık, sefalet, soygun, vurgun ve talan..

 Dünya Haçlıları canilerin arkasında her türlü desteği sağlıyorlar ama, İslam dünyası katliama sadece ah vah ederek seyirci kalıyor, mazlum Müslümanlara yardım edemiyordu..

Bir tek Milli Görüş ve onun lideri aziz insan Merhum Erbakan yardıma koşuyor. Yurt içinde ve dışarıdaki Milli Görüş sevdalılarını harekete geçiriyor. Kahraman insan Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarına fikri destek verip yol gösteriyor, mücahitleri ve teknik personeli gönderiyor, toplanan mütevazi yardımları ulaştırıyor, mültecileri bağrına basıyor ve onların dünyadaki sesi oluyor. Yapılan mütevazi yardımlarla Bosna’da bazı atölyeler kurdurularak silah ve cephane üretimi yapılıyor. Sırplar Türkiye’deki Sırp zihniyetlileri harekete geçirerek güya Bosna’ya yardım paralarını Erbakan’ın zimmetine geçirdiğini yayıp Mercümek-Darçın davalarını açtırıyorlar. O aziz insan da, bu iftiralardan dolayı bunaldığı bir anda bu paralarla Bosna’da neler yapıldığını açıklamak zorunda kalıyor, ertesi günü cephane atölyeleri Sırplarca bombardıman ediliyor.

Aslı astarı olmayan davalardan ne çıkmıştır, kocaman bir hiç. Ne çıkabilirdi ki?..

O Erbakan ki, vefatından sonra mezarında aylarca 24 saat nöbetler tutuldu. Öyle ziyaretçileri vardı ki, kimsenin tanımadığı, haritada yerinin dahi bilinmediği yörelerden geldiklerini ve ülkelerindeki cihada Erbakan’ın liderlik ettiğini, maddi yardımlarda bulunduğunu ağlayarak ifade edip dua ettiklerini şaşkınlıkla izliyorduk. Böyle bir insana utanmadan iftiralar edildi, edilmeye de devam ediliyor.

Haçlı-Sırp zihniyetli olanların iftiralarını anlarız. Onlar Haçlı saldırısı yapıyorlar. Ya adı sanı Müslüman olup, dolduruşa gelerek, ya da dünyalık makam ve mevkileri ele geçirmek için attıkları iftiralara ne demeli? Hadi bunlar da gaflettendir diyelim, geçiştirelim. Ya bizzat Milli Görüş hareketinin içinde bulunmuş, neyin ne olduğunu görmüş yaşamış olanların edepsizce yaptıkları iftiraları nereye koyalım? Mesela soyunda çok hoca vardır, Hakk’ı hukuku iyi bilir diyerek ve olanca desteğimizi vererek belediye başkanlığına seçilmesine yardımcı olduğumuz zatların iftirası? İftirasını o boyutlara vardırdı ki; Erbakan’a attığı iftirayı Bosna’ya yardım için çalışan kişilere de atmaya başladı. Mesela bendeniz o yıllarda birkaç tane fedakar arkadaşımızla Bosna’ya yardım toplamak için çırpındık durduk. Elhamdülillah büyük meblağlar olmasa bile bir şeyler yaptığımıza inanıyorum. Bu eski arkadaşımızın iftirasının boyutuna bakın ki, güya ben de Erbakan’ın Bosna paralarını nasıl yediğini biliyor, konuşmuyor, suç ortaklığı yapıyormuşum. Kendisinin de büyük meblağlarla destek verdiği ayrılıkçı hareketlere itibar etmeyip Erbakan’ın arkasından hiç ayrılmayışım da bu yüzdenmiş!.. Utan be eski arkadaşım, edep ya hu!.. Erbakan Hocam vefat etti, elbette hakları bakidir, iftiracılardan tahsil edecek. İtiraf ve ifade etmeliyim ki benim de günlerim sayılı. Hiç kimseden alacağımız kalmaz. Çünkü inanıyoruz, biliyoruz. Ne Hocamın, ne benim ne de ümmetin kimsede alacağı kalmaz, vakti gelince hesabı sorulur. Aynen bunun gibi, ümmetin zekatları ile aile boyu desteklenip bir yerlere geldiğinde, önüne madde ve şöhret kapıları açıldığında gözünü kırpmadan ümmete ihanet edenlerden hiçbir hak sorulmayacak zannedebilir miyiz? Ümmet adına bu destekleri yapanlar yine ümmet adına hesabını da soracaktır. Bundan en ufak bir şüphem bulunmamaktadır.

Garip bir tecellidir. Dün Haçlıların, yine bir Haçlı kuruluşu olan Birleşmiş Milletler vasıtası ile Bosna’da ve başka yerlerde nasıl katliam yaptıklarını görüp, bizimle beraber masumların yaralarını sarmaya çabalayanların büyük bir kısmı, Haçlı destekçileri oluvermişlerdir. Bu nasıl bir süreçtir ki, Haçlıları stratejik ortak olarak görmekte, İslam ülkelerine Haçlı kuruluşlarını davet ederek yeni katliamlara kapı aralamakta, NATO’nun Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği’nin Müslümanlara hak hukuk ve demokrasi getireceğini savunabilmektedirler.
Bu eski arkadaşlar Saraybosna’yı, Gorajde’yi, Srebrenitza’yı, Aliya İzzetbegoviç’i, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı hiç mi tanımadılar, olaylara hiç mi şahitlik yapmadılar?

Ey eski arkadaşlar!..

Dünya fani, ömürler kısıtlı, vakitler yakın, Azrail kapımızda bekliyor!
Milyonlarca masum Müslüman’ın kanından korkun, tecavüze uğrayan yüzbinlerce iffetlinin bedduasından çekinin, yakılan onbinlerce bebeğin ahını unutmayın, milyonlarca öksüz ve yetimin hakkını düşünün!
Hatalarınızı düzeltin, iftiralarınızı temizleyin, haramları çıkarın!

Allah’tan korkun!
Kendinize gelin!
Aslınıza dönün!..
 

Ekrem Şama
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

TOP