SEÇİM SONUÇLARINI OKUYORUM

 

Şu anda 12 Haziran 2011, saat 21,00.
Kesin olmayan sonuçlar aşağı yukarı alındı.
%90 oranında alınmış sonuçlara baktığımda maddeler halinde şunları söyleyebilirim:

1-Bu seçim kampanyaları boyunca Türkiye’nin gerçek gündemi kapatılarak sun’i kavgalar ve ağız dalaşları yapılmıştır. Elbette bu davranış seçmeni iki partiye kanalize etmek için yapıldı ve başarıldı. Halbuki Türkiye’nin gerçek gündemi; dışarıda NATO-Türkiye ilişkileri, İslam dünyasının Haçlılarca kuşatılması, Avrupa ve ABD’ye verilen tavizlerdi. Bunları sadece Saadet Partisi gündeme getirmiş, alarm zillerini çalmış, fakat diğer partilerin gündeminde olmaması dolayısıyla ilgi görememiştir. İçeride ise gerçek gündem işsizlik, gelir bölüşümündeki adaletsizlik, yoksulluk ve açlıktır. Bu konuları maalesef Saadet Partisinden başka gündeme getiren olmamıştır. Halk kavga ve kuru gürültüyle büyük partilere kümelendirilmiştir.
 

2-Türkiye’de solun alabileceği azami oy belli iken, AKP tarafından CHP nin iktidar alternatifi olduğu ve oyunun yükselişte olduğu halka fısıldanmış, halk da bunu bir tehlike olarak algılayarak AKP de kümelenmiştir. Özellikle Saadet tabanından bu şekilde ödünç olarak oy kayması sağlanmıştır.

 
3-Saadet’in gönüllü ordusunun, tanıtımı sokakta afiş, pankart ve bayrakla yapmaya çalışması karşısında, yüklü hazine yardımlarını alan partiler bilboardları, teknolojik imkanları ve görsel medyayı kullanarak seslerini daha kolay ve yaygın olarak halka aksettirmişlerdir. Ayrıca Saadet’in tek tanıtım imkanı olan pankart ve bayrak yasaklamaları ve devlet desteğinde bunların toplatılması, sesinin kısılması neticesini vermiştir. Böylece halkımız yaklaşan büyük tehlikeleri öğrenme imkanı bulamamıştır. Saadet’in maddi imkansızlıkları diğerlerinin kullandığı imkanları kullanamama sonucunu doğurmuştur.

4-Canını dişine takarak ve cebindeki birkaç kuruşla sokak sokak, ev ev gerçekleri anlatmaya çalışan, alarm zillerini çalan, Genel Başkanı’ndan adayına, yönetim kurulundan üyesine kadar, kadın erkek ve genç Milli görüşçüler görevlerini yapmış olmanın huzuru içindedirler. Onlar biliyorlar ki, Milli Görüşçü asla kaybetmez. Haklılık ve sonuç oy oranlarına bağlı değil, gerçeklerin yazıldığı defterlere geçen kayıtlara göre ölçülecektir.

Gerçekleri savunma, iyiliği emredip kötülükten sakındırma görevi Saadetçilerin sırtındadır. Bu görev üzüntüye ve sevince bağlı değildir. Ölünceye kadar yapılması gereken bir görevdir.

Milli görüş lideri büyük insan Prof.Dr.Necmettin Erbakan bu görevini her şart altında yapmıştı. Onun için zindanda olmak bu görevi aksatmak için bir mazeret sayılmadığı gibi, ölüm döşeğinde, solunum cihazına bağlı olmak da mazeret sayılmadı. Milli görüşçüler için de durum aynıdır. Onlar her şart altında görevlerinin gerektirdiği çalışmalar içinde bulunacaklardır.

 

Ekrem Şama
www.ekremsama.com

TOP