REÇEL KUTUSU

REÇEL KUTUSU

Sıcaklar sinekler, ve de düşman ateşi,
Pis bir koku, ölmüş atların kokmuş leşi…
Her gün böyle idi, çekilmiyordu hayat,
Dayanılır mıydı, olmasa maneviyat?

Bir gün akşamleyin, kesilmişti ki ateş;
-Biraz dinlenelim, şimdi gel Ali Kardeş!
-Dinlenmek mi Hasan! Şu ayaklarım pişmiş,
Yırtık postallara, sığmıyor fena şişmiş.
-Benimki de aynı, gel oturalım biraz,
Bak bir arkadaş da, çalmaya başladı saz.
-Hey Türk! Ben var sevmek, sizden olmak yok düşman!
Bizler Gallipoli,  sizi vurmak çok pişman!
-Ali, bu gavurcuk, sesi geliyor yine,
Bizi çok severmiş, bakarsan sözlerine…
-Hasan kardeş deme, o da ana kuzusu,
Zorla getirilmiş, yoktur savaş arzusu.
Bak yine hediye, attı bu ne acaba?
-Aaa! Çıkın içinde, biraz sertçe ve kaba.
-Konserve kutusu,
………………….-Reçeldir, dün de attı,
Hatırlıyor musun? Yine aynı saattı.
-İşte bak reçelmiş, çok da tatlı aferin,
Biz incir atalım, büyük bir dizin verin.
-Kocaman kutuymuş, hepimize ziyafet,
-Hey gavurcuk, incir! Sana olsun afiyet!
-İşte bak attılar, yeni bir kutu reçel,
Galiba bu bizim, incir için bir bedel.
-Biz de başka bir şey, atalım bir hatıra,
Ne olsun?
…………….-Sigara?
………………………-Başka,
……………………………-Hah, bozuk para…
-Önce şu reçelle, ağzımız bir tatlansın,
Ulan gavurcuk sen, galiba bir aslansın!…
Sözü bitmemişti, ki büyük bir infilak,
Siperin içini, kapladı hep toz toprak…
Hasanın feryadı, yankılandı siperde;
-Ali! Ali! Ali! Ali kardeşim nerde!
Kahpeler! Namertler! Vay zalimler, alçaklar!
Nedir yaptığınız, hangi mertliğe sığar?
Karşıdan koparken, bir kahkaha tufanı,
Mübarek toprağa, düştü Ali’nin kanı.
Hediye sanmıştı, bombayı koca yiğit,
Vücut parçalanmış, çoktan olmuştu şehit!
10.08.2005

TOP