ATEŞKESİN BÖYLESİ

 

ATEŞKESİN BÖYLESİ

Tarihlerden 19 Mayıs 1915… Çanakkale Savaşı…
Kanlısırt’ta Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın isteği ile bir süngü hücumu yapılmıştır. Yapılmıştır ama, tedbirsizce yapılan hazırlıkları düşman sezmiş ve her türlü tedbiri almıştır.
5.Ordu Kumandanı General Liman Von Sanders, 3.Kolordu Kumandanı Esat Paşa ve 19.Tümen Kumandanı Yarbay Mustafa Kemal’dir.
42000 kişi ile hücuma kaldırılan ordumuzun ateşli silah kullanması yasaktır. Çünkü hücum sessiz yapılacak, düşman uyurken gafil avlanacaktır. Ne var ki düşman gafil değil, tetiktedir ve tam bir tuzak hazırlamıştır. 19 Mayıs günü şafakla başlayan hücumda adeta tek taraflı kıyım yapmış 9000 askerimiz şehit olmuş, 5000 civarında askerimiz ise yaralı olarak iki taraf  siperlerinin orta yerinde  kalakalmış, çığlık ve imdat feryatları gökleri tutmaktadır.
Yaralılara herhangi bir yardımın yapılması mümkün değildir, çünkü düşman tetiktedir, kafasını kaldıran olursa vurmaktadır.

O gün ve takip eden 20-21-22-23 Mayıs günlerinde de bu yaralı Mehmetçiklere yardım edilememiş, büyük bir kısmı kanamadan, açlıktan, susuzluktan ve sıcaktan feryat ede ede şehit olmuştur. Siperlerde bulunan askerlerimiz ise bu feryatlardan ve yadım edememekten dolayı kahrolmaktadır. Askerlerimizin ağlamaları, feryatları yeri göğü inletmektedir.

CESETLER KOKUYOR

Günlerin sıcak olması dolayısıyla üşüşen sinekler adeta bulutlar gibi her tarafı kuşatmış, göz açtırmamaktadır. Milyarlarca karasinek hücuma geçmiştir. Bütün bunlara bir de sıcaktan şişen ve patlayan cesetlerin kokusu eklenince, bırakın savaşmayı artık siperlerde durmak, bile mümkün değildir.
Sadece bizim askerlerimiz değil, düşman askerleri de artık tahammül edememektedir. Askerlere maske dağıtılmış ve taktırılmıştır ama,  bu da bir çözüm olamamış, koku ve karasinek istilası tahammül sınırlarını aşmıştır.

ATEŞKES GÖRÜŞMELERİ

23 Mayıs günü geldiğinde artık bu olayın çözülmesi için iki taraf da beyaz bayrak kaldırıp siperlerin orta yerinde görüşmeye oturmuşlardır.
“Şu yaralılara yardım edelim, cesetleri de gömelim, sonra savaşa devam ederiz” diye mutabakat sağlanmıştır.
İki tarafın komutanlıklarıyla yazışmalar sağlanmış, görüşme heyetleri tayin edilmiş, yapılan görüşmelerde ertesi günü yani 24 Mayıs günü sabah saat 08,00 den akşam 16,00 ya kadar ateşin kesilmesine karar verilmiştir. Bu 8 saat içinde cesetler defnedilecek ve yaralılardan hala hayatta kalan olmuşsa yardım edilecekti.

TOPLU DEFİN İŞLEMİ

24 Mayıs sabah iki tarafın sıhhiye askerleri ortaya gelmişler, hızlı bir defin işlemi başlamıştır.
15000 e yakın cesetle tek tek uğraşmak mümkün değildir. Büyük çukurlar kazılmış, cesetler toptan bu çukurlara çekilerek defnedilmiştir. Düşman askerlerinin hatıra defterinde yazdığına göre, kasaphaneden getirtilen et çengellerine uzun ipler bağlanmış, uzaktan atılan çengellerle cesetler çukurlara çekilmiştir. Yani cesedin yanına bile gitmeden…
Bazı kaynaklar hala hayatta kalan birkaç yaralının kurtarıldığından bahsederse de, insanın içinde bir şüphe yer etmektedir. Acaba acele ile tam muayene edilemeden baygın haldeki askerlerden de defnedilenler olmuş mudur? Acaba “Ölmeden mezara koydular beni!” sahnesi burada mı gerçekleşmiştir?..

SONUÇ

Çanakkale savaşları içinde en kanlı ve tek taraflı katliam gibi bu mücadele, 19 Mayıs ile 24 Mayıs tarihleri arasında yaşanmış ve belki de dünyanın en dramatik ateşkesi neticesinde bu şehitlerimiz oldukları yere topluca defnedilmişlerdir.
Bu toplu mezarlar nerelerdedir. Kanlısırt’ın hangi dereleri, hangi tümsekleri veya oyuklarıdır? 15000 e yakın şehit bu gün nerede yatmaktadır? Acaba o günün düşmanlarının diktikleri abidelerin ve yaptıkları mezarların altında kalmış olabilir mi? Ya da yapılan tesislerin yolların, otoparkların altında kalmış olabilir mi?  Sakın o 57.Alay Şehitliğinin önüne yapılan yeni otoparkın altında kalmış olmasın? Otoparka arabasını parkeden ziyaretçiler hemen kenardaki çalılıkların içine girip parmaklarıyla eşeleyecek olurlarsa insan kemikleri bulmaktadırlar. Acaba bu ne demek oluyor? Bu gün o civarda kaç şehit mezarı vardır? O topraklarda vurulacak her kazmanın ve dökülecek her gram betonun şehitlerin sırtına geleceği hesaplanmış mıdır?
Soruların devamı da var ama, bu kısacık yazıda bu soruların tamamını sormak ve cevap almak mümkün değildir.
Son bir cümle:
Alman General Liman Von Sanders “Türkiye’de Beş Yıl” adlı kitapta topladığı anılarında, bu dramatik olayın sorumluluğunu üzerine almıştır. Başka da bir sorumlu tespit edilememiştir.
Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim…

Ekrem Şama
www.ekremsama.com

TOP