YAZICIOĞLU İÇİN YAZIYORUM

YAZICIOĞLU İÇİN YAZIYORUM

Neredeyse bir ay olacak.
Birisi çok önemli bir hareketin lideri olan 6 kişiyi kaybettik.
Bu liderin yiğidoların arasından çıkmış mert, çalışkan, yılmaz, korkutulmaz, her şart altında doğru bildiğinden şaşmayan, ülkesi, ülküsü, Milleti ve mukaddesatı için ömrünü vermiş bir Muhsin Yazıcıoğlu olduğunu artık muhalif muvafık herkes konuşuyor ve yazıyor. Arkasından hep beraber gözyaşı döktük.
Allah mekanını ve mekanlarını cennet eylesin. Milletimizin başı sağolsun.
Şok üzerine şok yaşadık.
Hala şoktayız.
Bu bir kaza mı, cinayet mi, ihmal mi, yoksa başka bir şey mi?

 

Öyle şeyler konuşuluyor ki, duyunca saçımızı başımızı yoluyoruz.
Bu işlerin uzmanı değilim ama, konuşulanlardan sonra şu soruları kendi kendime soruyorum, lakin cevap bulamıyorum:
Dünyamızda birkaç saniyelik telefon konuşmasından dolayı, yeri tespit edilip atılan füzelerle öldürülen insanlar var. Burada 22 dakika yetkili olmak üzere bir saate yakın telefonla görüşülmüş. Nasıl oluyor da günlerce 30 km uzakta arandılar?
Kazadan hemen sonra enkaza ulaşıldığı, kazazedelerin hastaneye kaldırıldığı haberi nasıl yayıldı? Sokaktaki insandan değil bir yetkili ağızdan nasıl çıktı?
Köylülerin o bölgeyi araması nasıl engellendi?
Saat başı değişik bilgilerin yayılması neyi gösteriyor?
Kazadan 1 saat sonra devletin yetkili bir kurumunca 4 km yanılgıyla yer tespiti yapılmış olduğu açıklandı. Belgeleriyle… Neden hemen derhal o noktalara bakılmadı da günlerce 30 km uzaklar didiklendi?
Yıllarca terör örgütü ile daha ağır şartlar altında mücadele eden ve hergün başarı üstüne başarı kazandığını gıptayla izlediğimiz ordumuzun elindeki teknik imkanlar neden istenip harekete geçilmedi? Eksi 30-40 derece soğukta Biri Bizi Gözetliyor evinin içi gibi Kuzey Irak’ı izleyebiliyoruz da, sis ve tipide bunu yapamadığımızı mazeret olarak nasıl ileriye sürüyoruz?
Ülkemizdeki yetkili kurumlarımızın dünyadaki en son teknikleri kullandığına dair haberleri göğsümüz kabararak izlemiyor muyduk? Neden bu teknikler bu olayda kullanılmadı?
Başka sorular da var ama, bu kısa yazıyı uzatmamam gerekiyor.
Hayret ettiğim bir şey de şu?
Hala bir yetkili çıkıp da, “Bütün bunlar düzmece haber, böyle bir şey yok. Her şey yolunda. Olay normal bir kaza olayı, kurtarma operasyonu da normal ve olağan bir kurtarma operasyonudur…” diye bir açıklama yapmıyor. Aksini zaten yetkililerimiz teleffuz etmiyorlar.
Sayın yetkililer!
Çıkın artık bir açıklama yapın. Olayın üzerinden her türlü tetkiki yapacak kadar zaman geçti.
Korkmayın, biz her türlü açıklamalarınızı hemen kabul etmeye yatkın bir milletiz. Yapacağınız “Olağan üstü bir şey yok” anlamına gelecek açıklamalarınızı da hemen kabulleniriz.
Hatırlayın, birilerinin, kiralayacağı pırpır uçağına piknik tüpü yükleyip Ankara’yı nasıl bombalayacağını, yerdeki militanların da tahta tüfeklerle nasıl ihtilal yapacaklarını bize ballandıra ballandıra anlatmıştınız ve biz heyecana gelip günlerce bunları konuşmuştuk. Sanırım bunlar hala kodesteler.
Yine hatırlayın, adım başı tarlaları eşip çıkarılan el bombalarının, tanksavar silahlarının, suikast tüfeklerinin hiç de önemli olmadığına, hatta bunların hatıra eşyası, ya da biblo olarak kullanılacak süs eşyası olacağına inandırılmış bir halkız.
Bu olayın da olağanüstü bir yönü olmadığına inanmaya hazırız. Yeter ki siz açıklayın!
Belki bu açıklamayı çoktan yapacaktınız ama, olayın soğumasını bekliyor olabilirsiniz.
Haklısınız…
Milletçe başımız sağolsun!..

www.ekremsama.com

TOP