ÇANAKKALE ŞEHİDİ BEKİR ÇAVUŞ

Bardağımda merhume, Safiye Hüseyin,
Çanakkale içmiştim, yine akşamleyin,
Yine buğulu gözler, uğuldayan beyin,
Kalemime takıldı, Şehit Bekir Çavuş.

Kumandanları verdi, bu kutsal görevi;
“Durduracaksın ateş kusan koca devi!”
Düşünmeden anayı babayı ve evi
Yumruk gibi sıkıldı, Şehit Bekir Çavuş.

Cesareti orduya ulaştı çavuşun!
Bacağına saplandı uğursuz bir kurşun,
“Koşun çavuş vuruldu, arkadaşlar koşun!”
Çınar gibi yıkıldı, Şehit Bekir çavuş.

Hastane gemisi bu, ismi Reşitpaşa,
Kaç hastaya bir yatak, o da ortaklaşa,
Bacağını kestiler, bu da geldi başa,
Uyanınca irkildi, Şehit Bekir Çavuş.

“Alınan görev böyle kalamaz ki yarım,
Burada yatıp kalmak… Duramam kaçarım,
Vatandan önemli mi benim bacaklarım?”
Fırlayarak dikildi, Şehit Bekir Çavuş.

Allah deyip bir hamle yapınca ileri,
Kıpkırmızı kan oldu yatağın üzeri,
Kan kaybından kararıp kapandı gözleri,
Kollarından çekildi, Şehit Bekir Çavuş.

Ana kuzusu idi, taze bir bedendi,
Hayatı bu cephede yurduna adandı,
Gelecek nesillere örnek bir fidandı,
Bir dereye ekildi, Şehit Bekir Çavuş

Nice yiğitler böyle bir bir şehit oldu,
Dereler tepeler hep şehitlerle doldu,
Şimdi mezarları yok, künyeler kayboldu,
Derede bir çakıldı, Şehit Bekir Çavuş.

TOP