FIŞKI

-Çabuk yoruldun be, neler oldu öyle?
Yokuşta tekledin, hasta mısın söyle!
-Ağam at sırtında sen çok hızlısın da
Ben yaya olarak, çok yoruldum yolda.
Daha pazara çok yolumuz var, nasıl,
Sana yetişirim? Korkum odur asıl.

Ağa keyiflendi; etmeliydi alay,
Neşeden almalı diye birazcık pay.
Uşağı çağırıp, şöyle dedi ona;

-Çok özeniyorsun bilirim sen bana,
İstersin at ile yola devam etmek,
Takip etsin ağan seni yürüyerek!?
-Estağfurullah be ağam!
………………………………-Ben bilirim,
Teklifim var;
………………..-Emret, ne yapabilirim?
-Şu taze fışkıyı görüyor musun sen?
-Görürür be ağam,
……………….-Bir parmakcık yersen,
Bu atımı sana veririrm bir düşün,
Hep sürünerek mi geçecek şu ömrün?

Çok yorgundu terden sırtı sırılsıklam,
Parmakla fışkıdan alarak bir tutam,
Çiğnemeden yuttu;
……………………-Sözünü tut ağam!
Artık ben attayım, sen peşimde yaya,
Şimdi çok değişik bakarım dünyaya.

At ve uşak sanki şahlanmıştı artık,
Ağa ter içinde;
…………………………-Yavaş git be sapık!
Yılların öcünü, alıyor gibisin,
Çok da böbürlenme, fışkı yedin demin.

Pişmanlık ateşi içindeydi ağa…
Dönüşte geldiler sabahki durağa.
Uşak havalara girmişti bir kere,
Attan indi fışkı yediği o yere.

-Gördün ağam yaya gitmek kolay değil,
Fışkıdan bir parmak ye ve ağzını sil.
Bunu yersen bil ki at yine senindir.
Haram servet ancak fışkı yiyenindir.

Ağaya gelmişti düşünme sırası,
Yaya gitse olur köyün maskarası,
Şanını bitirmek… Oh hayır hayır!
Fışkı yemek daha zararsız sayılır.
Parmağıyla şöyle az bir şey tutarsa,
Hissedilmez bile, çabucak yutarsa.

Şimdi yine ağa atta, uşak yaya,
Seslenir başını kaldırıp ağaya;
-Ben yayayım yine atının peşinden,
Sabah da öyleydi, şu köyden çıkarken,
Yine ağa sensin, uşak benim adım,
Bu bokları niçin yedik anlamadım?
18.11.2005

TOP