TÜRK ASALETİ

Bindokuzyüzonbeş, Ağustos’un Sekizi,

 

Gelin götüreyim Çanakkale’ye sizi;

Düşman karar vermiş, mutlaka geçmek ister,

Ceset yığınları, hep dereler tepeler.

Bombalarla delik deşik olmuş siperler,

Süngüsüyle siper korur imanlı erler.

Kanlısırtlar o gün, olmuştu daha kanlı,

Kaç yaralı vardı, şehit kaç delikanlı?

Savunan imandı, toprağı karış karış,

Düşmanı durduran, işte bu asil duruş.

Anlatan İngiliz, bir subay imiş; Herbert, (*)

Düşman bile olsa, bazen çıkar böyle mert:

(((O günlerde yazdım, işte hatıralarım,

Çok kanlı bir gündü, dün gibi hatırlarım…

Çarpışmalar kesilmiş, siperlere dönmüştük.

Kalan yaralılar için telaşa düştük.

Bir ağaç dibinde, gördük iki tane Türk,

Birisi yaralı, vardı kesik öksürük.

Yaklaşınca duydum, öbürünün sesini,

Alıyordu sanki, son hayat nefesini…

Ağır yaraları fışkırtıyordu kanı,

Kanla ıslanmıştı ikisinin her yanı.

Dudaklar çatlaktı, sıcaktan susuzluktan,

Haber almışlardı, sanırım sonsuzluktan.

İçirmek istedim, mataramdan biraz su,

Olanlara şaştım, donakaldım doğrusu;

İçmek istemedi, çevirip de başını,

Parmakla gösterdi, baygın arkadaşını.

Demek istedi ki, bu arkadaş susuzken,

Önce o içmeli, bu suyu içemem ben.

Kaldım Türklerdeki bu asalete hayran,

Anladım insanlık ne demek işte o an…)))

15.09.2005

———————

(*)İngiliz subayı Herbert’in hatıraları kitap olarak basılmış olup piyasada mevcuttur.

TOP