İşte Bu Bayrak ÇIKTI

İşte Bu Bayrak ÇIKTI

Hilelerle Çanakkale

Hilelerle Çanakkale

Duygu dolu şiir sevenlere

Şu Bogaz Harbi

Şu Bogaz Harbi

OKLARIN YÖNÜ İRAN’A DOĞRU

 
Hani bu AKP savunucularının İmam Şafii’ye isnat edip ulu orta kullandıkları bir söz var ya:
“Dostlarımı tesbit etmek için düşmanlarımın attığı okların yönüne bakarım!”
Bugünlerde sömürgeci batılılıar ile Siyonist Yahudiler oklarını hep İran’a doğru atılıyorlar. 
Mesela, ABD, Obama döneminde İran ile uzlaşarak yapmış oldukları anlaşmaları tek taraflı feshetti. İran’a ambargo uygulamasına başladı. 
Mesela İsrail gerek Kudüs’te pervasızca uygulamalara girerken, gerek parlemantoda ırkçı kanunları dünyanın gözünün içine baka baka çıkarırken, arada bir İran diye başlayan düşmanlık cümleleri kurmaya özen gösteriyor.
Mesela Trump ve Putin tarihi uzlaşma olarak niteledikleri mutabakatlarında İran’ın, bulunduğu yerlerden geri gönderilmesinden bahsediyorlar.
Mesela onlarca batılı sömürgeci devlet savaş gemilerini ve bunların üstündeki imha silahlarını doğu Akdeniz’e doğru yönlendirmişler.
Mesela NATO “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü” olarak adlandırdıkları vurucu güçlerini İran sınırına yakın yerlere konuşlandırma telaşında.
Mesela ABD, İran’a ambargo koyan ülkeler kervanına Türkiye’nin de katılması için zorlayıp durmakta.
Bu düşmanlık oklarının yönü hep İran’a doğru.
Anlaşılan o ki, bunların hepsi de İran’ı Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemen ve Mısır gibi ezerek parçalama ve böylece de BOP’un son bir vuruşla hayata geçirilmesini gerçekleştirme peşinde. Bunun için İran’ı havadan bombardımana tabi tutmak amaçlı hazırlıklarını son aşamaya getirmişler. Ama askerlerini İran’a sokarak riske atmak yerine, Türk silahlı kuvvetlerini bu kirli işe alet edebilmenin hesaplarını yapıyorlar. Bu durum onlar için şahane bir çözüm. Çünkü bölgede sağlam kalan iki yumurta olan İran ve Türkiye’yi birbirine tokuşturarak kırmak bir taşla bir çok kuş vurmak niyetindeler.
Bakmayın siz, bizdeki aklı evvellerin cımbızlarla ipucu arayıp, derin tahlillerle bu niyetleri gizlemek ve İran’ı suçlamak için bahalener aradıklarına. Büyük fotoğrafı gözden saklamaya çalışsalar da işin buraya doğru gittiği ayan beyan ortada.
Türkiye bu rezil istilaya ve yıkıma ne diyecek?
Ortada hem umutlandıran, hem de kaygılandıran belirtiler var:
Önce umutlandıran belirtilere değinelim:
ABD İran’a uygulamaya başladığı ambargo konusunda Türkiyeyi de yanına çekmek için büyük baskılar uyguluyor. Bu baskılara başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve diğer yetkililer Erbakan Hocamızın “Bana ne Amerika’dan” çıkışındaki seviye ve şiddetinde olmasa da, ret cevapları veriyor. İşte birer cümle:
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu baskılar karşısında,   "Yaptırımlarla ilgili şunu bilmemiz lazım. ABD nasıl bir stratejik ortağımız ise, nasıl bir model ortağımız ise, bizim diğer stratejik ortaklıklarımızla ilişkiyi kesmek, ülkeler arasındaki bağımsızlık anlayışımıza ters düşer. İran bizim hem komşumuz, hem stratejik ortağımız. Biz onlardan öyle ürünler alıyoruz ki, almadığımız zaman benim ülkemin dış politikasında neler olacak?” dedi.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da  "Birleşmiş Milletlerin yaptırımlarına, tabii her ülke gibi biz de uyarız ama ABD olsun, başka bir ülke olsun, Avrupa Birliği olsun onların İran’a yönelik yaptırım kararlarına uymak zorunda değiliz”
Bunları görüp Türkiye’nin bu tuzağa düşmeyeceğine dair iyimser duygular besliyoruz.
Şimdi de karamsar belirtilerden bir örnek verelim. Tirkiye’nin NATO (yani ABD) ile 2 yıl önce aralarında kararlaştırılan ve geçenlerde gönüllü olarak ev sahipliği yapmayı teklif ettiği “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü” aklımızı karıştırıyor. TBMM’ni bile devre dışına çıkararak ülkemize gelmesi söz konusu olan bu vurucu gücün ilk hedefinin İran olduğu ayan beyan ortada iken, ülkemize konuşlandırılmasını gönüllü olarak istemesi nasıl izah edilecek?
Bu tür yaklaşımlardan kaygı duymamak mümkün mü?
Türkiye ekonomik zorluklar yaşıyor. Kredi bulabilmek için batının eşikleri aşındırılıyor. Açıktır ki, başta ABD olmak üzere batılı güçler hep İran’ı gösteriyorlar, Türkiye’nin İran ile kapışmasını intac edecek şartlar ileri sürüyorlar. Nitekim İngiltere ve ABD’nin kredi istekleri karşısında söyledikleri bunu gösteriyor.
Peki Türkiye böyle bir çılgınlığa razı olur mu?
Irak’ın işgaline “Bağdat’a ilk bomba düştüğünde şu kadar milyar dolar kasamızda” diyerek onay verilmesi, Libya’ya NATO bombardımanı için takınılan en olumsuz tavırlardan kısa süre sonra, “Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili” bahanesi ile NATO işgaline katkı olarak donanma gönderilmesi, Kürecik casus tesislerinin yurda sokulması, patriot krizindeki tutumlarını hatırlıyor, bunları düşündüğümüzde  maalesef karamsarlığa kapılıyopruz. Türkiye’nin bu vahim hatayı işleyebileceğinden korkuyoruz.
Öte yandan Sayın Cumhurbaşkanımızın “artık ustalık döneminden de daha üst seviyedeyiz” mealindeki açıklamalarına bakarak da karamsarlığımızı gidermek istiyoruz. Öyle ya, eskiden yaptıkları vahim hatalardan ve aldanışlardan ders almışlardır. Ustalığın da üzerine çıkmışlardır. Elbette İran ile kapışmak sonucunu doğuracak bu feci yanlışlara düşemeleri söz konusu olamaz, diyerek de teselli bulmaya çalışıyoruz.
“Efendim biz bunlardan kredi alacağız ama İranla bizi kapıştırmaya yönelik açık kapı bırakmayız, anlaşmamızı sözleşmemizi buna göre yaparız, diyecek olurlarsa da:
Amenna! Yalnız bunların verdikleri sözleri asla tutmadıklarını ve tutmayabileceklerini, attıkları imzaların arkasında durmadıklarını ve durmayabileceklerini hatırlatmak isteriz.
Bunca aldatılmışlıklar buna örnek değil mi?
“Ustalık” döneminin bile ilerisinde olan Sayın Cumhurbaşkanımız kolayca anlayacaktır ki, Türkiye’ye küstahça bir dille ekonomik ve finansal yaptırımlar uygulayacaklarını açıklamalarının hemen arkasından, savunma bakanlarını sahneye sürerek "Brunson krizi askeri ilişkileri etkilemez, çalışmaya devam ediyoruz" türünden açıklama yaptırmak, “Daha Türkiye’ye ihale etmek istediğimiz kirli işler var” anlamına gelmektedir.
Oklar İran’ı gösteriyor. Artık gerçek dostlar da potansiyel düşmanlar da ayan beyan ortadadır.
İslam Birliği için çaba harcamanın, adım atmanın tam da zamanı değil mi?
 
 
 
USTALIK
 
Şu kadar yılda kazanıldı ustalık,
Artık adamlarına beceri verir.
Aldana aldana kazanıldı üstelik,
Bu defa aldanmayıp beceriverir!
 
 
Ekrem Şama

 

  Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan ziyareti vardı.  1918 yılında Nuri (Killigil) Paşa kumandasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü kurtarışı gündeme geldi. Bakü şehitliği ziyar...

    Eylül ayı ve yakın tarih. Sonbahar başlangıcı olmasıyla alakası yok. Bu aydaki bazı günler hatırlattığı olaylar sebebiyle bizi hep hüzünlendirir. Hatta utandırır. 12 Eylül 1980, 11 Eylül 2001,...

    Bu haber ilaç gibi geldi. Ekonomideki terslikler, hayvancılıkta olanlar, hastalık, salgın, Suriye olayları, döviz fiyatları, enflasyon haberlerinden tam bunalmışken bir ışıklı haber yüzümüzü gü...

      15 Temmuz başarısız darbe girişimi hakkında AKP iktidarını en çok rahatsız eden söylem, bu darbe girişiminin “kontrollü” bir hareket olduğu söylemidir. Bu söyleme karşı şiddetle mukabele eder...

  Hayret etmez misiniz?  ABD ile feci bir kapışma yaşadık. Millet ayağa kalktı. Bayrağımıza saygısızlıktan tutunuz da, stratejik müttefikimizin bizi stratejik hedef haline getirmesine kadar müthiş s...

    Ekonomimizdeki depremlerle dolu bir haftayı daha geride bıraktık.  ABD’nin bizden aldığı çelik ve alüminyum maddelerinin giriş gümrük vergilerini iki katına çıkarmasına misilleme olarak, Sayın ...

    45 yıldır Milli Görüş partilerinde siyaset yaptık ve halen de devam etmekteyiz. Gayemiz Türkiye devletinin yönetiminde söz sahibi olabilmek ve ideallerimizi devlet yönetimine taşıyabilmek. 45 y...

    Akparti’yi iktidara getirmek ve orada uzun müddet kalmasını sağlamak üzere ABD ile yapılan pazarlıktan beri geçen 16 yıl.  İşgal, yıkım, zarar, katliam, yalan, dolan, aldatma, sömürme, cebir, d...

  Hani bu AKP savunucularının İmam Şafii’ye isnat edip ulu orta kullandıkları bir söz var ya: “Dostlarımı tesbit etmek için düşmanlarımın attığı okların yönüne bakarım!” Bugünlerde sömürgeci batılı...

    Geçtiğimiz günlerde NATO toplantısı oldu.  Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında bir heyet Türkiye adına bu toplantıya katıldı.  Resim ve videolara baktığımızda, ülkemizi temsil eden heyetin, ...

Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi'nin bir ferdi olarak Kıbrıs harekatının 44. Yıl’ında alarm zillerini çalıyor, feryat ediyoruz: Feryadımızın konusu Kıbrıs’tır. O Kıbrıs ki: 14 Asır önce Ha...

    Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yeni hükümet üyelerine başarılar diliyor, hayırlı adımlarında Allah güç kuvvet versin diyoruz. Şunu da çok iyi biliyoruz. Devraldıkları tablo dolayısıyla iş...

    Ünlü yazar Şekspir’in meşhur cümlesi: “Olmak veya olmamak, işte bütün mesele bu!” Bunu okumaya uyarlarsak, “okumak veya okumamak, işte bütün mesele bu!” diyebiliriz. Okumak var olmak, okumama...

    Morali bozulmayan bir kardeşimiz çıkabilir mi? İnsanız, sayısal başarılar da bekleriz elbet. Bu başarıyı göremeyince de moral bozuluyor.  Nerde hata yapıyoruz? Neden teveccüh göremiyoruz? Neyi...

    Bu söz Milli Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a aittir.  Erbakan Hocamız, “Biz siyaset değil, cihad yapıyoruz!” derken, neleri kasdettiğini biliyoruz. Biz onun Kur’an’a ve Sünne...

    Malum, yeni kanunlar mecbur bıraktığı ve barajların da kaldırılmaması sebepleri ile Saadet Partisi, CHP ve İYİ Parti bir seçim ittifakı kurarak ve her birisi kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarara...

    Bir seçim kampanyası dönemi yaşıyoruz. Partiler, adaylar yarış halinde.  Rakipleri savaşır gibi, davransa da, Saadet Partisi doğruyu yanlışı gözeterek, hakkaniyete uyarak, rakiplerini karalama...

    Belli zamanlarda oy kullanırız. Oy demek rey demektir. Yani ülkemizi kimin yöneteceğine, yönetirken hangi kaide ve kurallara göre yöneteceğine dair görüşümüzü belli kurallara göre sandığa yansıt...

    Dünyanın en modern savaş uçağı sayılan ve kuyruğunda bayrağımızı taşıyan bir F-35 gösteri uçuşu yaptı. Bu çok güzel bir gösteri idi.  Herkes gibi biz de iftihar ettik. Bu modern ve maharetli u...

    Bazı olaylar vardır, istenmeyen şekilde gerçekleşmiştir.  Bazen de istenilen ve arzu edilen şekilde olmasını istediğimiz olaylar vardır.  Türkçemizde bunları “Ne iyi olurdu” gibi bir temenni c...

    Aynı şey değil bu iki kavram. Siyaset yönetme sanatı ve peygamber mesleği, politika ise çok yönlü yalan ve kandırma becerisidir. Uzun uzun izahat yerine, örneklerle açıklamak isteriz: Onbinle...

    Türkiye’nin en köklü ve en diri partisi Saadet Partisi. Bazı kardeşlerimiz, diğer partiler bol keseden hazine yardımı alırken, biz neden alamadık diye hayıflanıyorlar. Biz öyle düşünmüyoruz. ...

    Ramazan bereketine yaklaşıyoruz. Bu ay oruç, zikir, tefekkür, itikaf ve Allah’a daha yaklaşma ayı olarak bilindiği gibi, yardımlaşma, zekat ve sadaka ayı olarak da önemlidir. Çünkü biz millet o...

    Sayın Cumhurbaşkanımızın sık sık söylediği bir sözü var. "Biz sadece rükuda eğiliriz. Başka kimsenin önünde eğilmedik, eğilmeyiz." Bu cümleyi bazı yerlerde daha detaylı söylüyor: "Biz kimsede...

TOP