İşte Bu Bayrak ÇIKTI

İşte Bu Bayrak ÇIKTI

Hilelerle Çanakkale

Hilelerle Çanakkale

Duygu dolu şiir sevenlere

Şu Bogaz Harbi

Şu Bogaz Harbi

ECEVİTİN ÇANAKKALE ŞİİRİ

Bir konu hep dikkatimi çekmiştir.
Bir çok yazar ve şair Çanakkale Savaşları’ nı bir CENTİLMENLER SAVAŞI gibi anlatmaya özen göstermektedir.
Bence de Çanakkale savaşları bir centilmenler savaşıdır. Ama tek taraflı centilmenlerin vahşi ve kural tanımayan vahşilere karşı verdikleri bir savaştır.
Türk ordusunun gerçekten her zaman olduğu gibi savaş kurallarına, merhamet sınırlarını adeta zorlayıp uyduğu bir savaştır.
Şimdi bu görüşümü ispatlayacak olan bazı olayları delilleriyle paylaşmak istiyorum:
18 Mart 1915 deniz savaşları esnasında batırılan Fransızların BUVET isimli zırhlılarında bulunan 600 den fazla personel de geminin içinde kısa sürede sulara gömülmüş ve boğulmuştu. Güverteden   denize atlayan 30 kadar Fransız askeri zarar görmeden kurtarılsın diye askerlerimiz derhal ateş kesmişlerdi. Bunu İngilizler de itiraf etmişlerdir.
Boğazı geçmeye çalışırken batırılan bir İngiliz denizaltısının mürettebatı  boğulmasınlar diye yiğit askerlerimizden bazıları canlarını tehlikeye atarak soğuk suya atlamışlar ve onları kurtarmışlar, doyurup tedavi ederek misafir muamelesi yapmışlardır.
Savaş boyunca yaralı olarak bulunan veya esir alınan düşman askerleri derhal hastanelere sevkedilmişler ve tedavileri yapılmıştır.
Yaralı bir düşman askerinin ateş hattından bir mehmetçik tarafından nasıl kurtarıldığını, savaşta subay olarak görev yapan ve daha sonra Avustralya genele valisi olan Lord Casey tarafından nasıl övgüyle anlatıldığını, daha sonra bu hatıradan yola çıkılarak Kanlısırta Mehmetçiğe Saygı Anıtının dikilmiş olduğunu gezenler görmekte ve kitabesinden okumaktadırlar.
Düşman Başkomutanı General Hamilton 30 Haziran 1915 tarihli günlük anları arasına şu anlamlı cümleyi yazmıştır:
“Çok garip! Çerkez asıllı Türk esirlerinden biri, yaralı bir İngiliz askerini ateş altında sırtında taşımış.” Buna ilave edecek tek kelime bulamıyorum.
Bir Fransız generalinin, ağır yaralı bir Fransız askerinin yine ağır yaralı bir Türk askerinin kendi yarasına toprak basıp da gömleğinden kestiği parçalarla nasıl kurtarmaya çalıştığını hatıralarında dile getirmiş olduğunu çoğumuz biliriz.
Böyle yüzlerce münferit olay bize bizzat düşman askerleri tarafından intikal ettirilmiştir.
Esir alınıp İstanbula sevkedilen düşman askerlerinden vefat edenlerin kendi dinlerine göre askeri tören de dahil olmak üzere nasıl toprağa verildiğini bir insanlık örneği olarak okumaktayız.
Evinin eşyasını ve karısının bileziğini satarak esir düşmüş bir Avustralyalı askeri memleketine göndermiş bir Samsunlu erin hikayesini de yine çoğumuz duymuştur.
Bu belgeli örnekleri çoğaltmak mümkün.
Yani, Türk Ordusu hem askerlik disiplini olarak, hem de dininin gereği savaş kurallarına uyarak insancıl  olarak, yani CENTİLMENCE savaşmıştır.
Ama!
25 Nisan 1915 tarihinde Kumkaleye çıkarma yapan Fransızların kuşattığı bir Türk birliğinin teslim olmak istemeleri ve silah bırakıp beyaz bayrak çekmelrine rağmen taranarak şehit edildiklerini General Hamilton’un hatıralarından okuyoruz.
Gezenlar görmüşlerdir. Akbaş şehitliği…
Olayın teferruatına girmiyorum ama, hastane gemisiin alçakça bile bile batırılması sonucunun nasıl faciaya dönüştüğünü bu şehitliği gezenlerin oradaki kitabelerden gözyaşlarıyla okuduklarına her defasında şahit olmaktayız.
Geliboluda defalarca hastane gemilerimizin bombalandığını ve yaşanan faciaları kitaplardan okumak mümkün.
Sargıyeri şehitliğini gezenler, nasıl bir facianın o civarda yaşanmış ve binlerce yaralı askerimizin hunharca katledilmiş olduğunu bilirler.
Çanakkale Merkez, Gelibolu, Kilitbahir, Eceabat ve civar sivil yerleşim birimlerinin nasıl bombalandığını, yakılıp yıkıldığını, sivillerin nasıl katledildiğini buna mukabil Enver Paşa’nın  canlı kalkan kullanmaya teşebbüs ettiğini yine tarihler yazmaktadır.
Düşmanın Türkler burayı nasılsa bombalamazlar diyerek hastane çadırlarına top yerleştirdiklerini ve buradan açtıkları ateşle ne kadar Türk askerini şehit ettiklerini biliyoruz.
Düşmanın, yasak olmasına rağmen domdom kurşunu kullandığı çeşitli delilleriyle belgelenmiştir.
Kendilerine gaz maskesi dağıtılmak istenen Anzak askerlerinin, “Türkler merhametlidirler, bize karşı gaz kullanmazlar” diyerek maske almadıklarını kendilerinin ifade etmiş olduğu kayıtlarda geçmektedir.
Esir aldıkları Türk askerlerinin etrafına benzin dökerek onların can havliyle kaçışmalarını kahkahalarla izleyerek zevklerini tatmin eden Anzakların bu olayı kendilerinin hatıralarından okuyoruz.
Esir aldıkları bir Türk askerinin kafasına alçakça kurşun sıkarak şehit edip, kellesini kesip savaş hatırası olarak Avustralya’ya götürmüş ve 86 yıl saklamış olduklarını ve bu kellenin daha sonra iade edilip  bu gün Şehitler Abidesinin dibine defnedilmiş olduğunu oradaki kitabesinden okuyoruz.
Bu örnekleri daha yüzlerce çoğaltmak mümkün.
Yani düşman savaş kaidelerine hiç uymamış vahşi bir savaş yapmıştır.
Yani onların hiç CENTİLMEN olmadıklarını tarihi gerçekler ortaya koymaktadır.
Şimdi yazdıkları kitaplarda, çektikleri belgesellerde ve yazdıkları şiirlerde makalelerde veya yaptıkları söyleşilerde Çanakkale Savaşlarını “CENTİLMELER SAVAŞI” gibi gösterenleri anlamak mümkün değildir.
Gerçekte Çanakkale Savaşları tek taraflı CENTİLMENLER SAVAŞI dır.
Dün yitirdiğimiz Sayın Ecevit’in de bu konuda bir şiiri buluınmakta ve bu yanlış görüşü savunmaktadır.
Evet Merhum ECEVİT de yanılmıştır.
Bu vesileyle başsağlığı dilerim.
a1.jpg

Ekrem ŞAMA
07.11.2006

  Sen gelmeden önce dünya kısmen huzursuzdu, mutsuzdu. Karışıklıklar vardı. Sen halkına refah vaat ettin. Huzur vaat ettin. Kalkınma vaat ettin. Tüm dünyanın lideri olacağını vaat ettin. Boyundan büy...

  Ey emir komuta ile yazanlar! Ey zemberekli konuşanlar! Ey köşeciler, ey paralı yorumcular! Sizin de çabalarınızla İslam dünyasının içine düşürüldüğü durumdan memnun musunuz? Türkiye’nin çıkmaza ...

    Tarih der ki: “1912-13 Balkan mağlubiyetinde, ordusu, maliyesi, moral motivasyonu çökmüş bulunan Osmanlı Devleti’ni İttihatcılar, bilhassa Enver Paşa, Almanya hayranlığı ve Almanya’nın yenilmey...

  Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan ziyareti vardı.  1918 yılında Nuri (Killigil) Paşa kumandasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü kurtarışı gündeme geldi. Bakü şehitliği ziyar...

    Eylül ayı ve yakın tarih. Sonbahar başlangıcı olmasıyla alakası yok. Bu aydaki bazı günler hatırlattığı olaylar sebebiyle bizi hep hüzünlendirir. Hatta utandırır. 12 Eylül 1980, 11 Eylül 2001,...

    Bu haber ilaç gibi geldi. Ekonomideki terslikler, hayvancılıkta olanlar, hastalık, salgın, Suriye olayları, döviz fiyatları, enflasyon haberlerinden tam bunalmışken bir ışıklı haber yüzümüzü gü...

      15 Temmuz başarısız darbe girişimi hakkında AKP iktidarını en çok rahatsız eden söylem, bu darbe girişiminin “kontrollü” bir hareket olduğu söylemidir. Bu söyleme karşı şiddetle mukabele eder...

  Hayret etmez misiniz?  ABD ile feci bir kapışma yaşadık. Millet ayağa kalktı. Bayrağımıza saygısızlıktan tutunuz da, stratejik müttefikimizin bizi stratejik hedef haline getirmesine kadar müthiş s...

    Ekonomimizdeki depremlerle dolu bir haftayı daha geride bıraktık.  ABD’nin bizden aldığı çelik ve alüminyum maddelerinin giriş gümrük vergilerini iki katına çıkarmasına misilleme olarak, Sayın ...

    45 yıldır Milli Görüş partilerinde siyaset yaptık ve halen de devam etmekteyiz. Gayemiz Türkiye devletinin yönetiminde söz sahibi olabilmek ve ideallerimizi devlet yönetimine taşıyabilmek. 45 y...

    Akparti’yi iktidara getirmek ve orada uzun müddet kalmasını sağlamak üzere ABD ile yapılan pazarlıktan beri geçen 16 yıl.  İşgal, yıkım, zarar, katliam, yalan, dolan, aldatma, sömürme, cebir, d...

  Hani bu AKP savunucularının İmam Şafii’ye isnat edip ulu orta kullandıkları bir söz var ya: “Dostlarımı tesbit etmek için düşmanlarımın attığı okların yönüne bakarım!” Bugünlerde sömürgeci batılı...

    Geçtiğimiz günlerde NATO toplantısı oldu.  Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında bir heyet Türkiye adına bu toplantıya katıldı.  Resim ve videolara baktığımızda, ülkemizi temsil eden heyetin, ...

Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi'nin bir ferdi olarak Kıbrıs harekatının 44. Yıl’ında alarm zillerini çalıyor, feryat ediyoruz: Feryadımızın konusu Kıbrıs’tır. O Kıbrıs ki: 14 Asır önce Ha...

    Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yeni hükümet üyelerine başarılar diliyor, hayırlı adımlarında Allah güç kuvvet versin diyoruz. Şunu da çok iyi biliyoruz. Devraldıkları tablo dolayısıyla iş...

    Ünlü yazar Şekspir’in meşhur cümlesi: “Olmak veya olmamak, işte bütün mesele bu!” Bunu okumaya uyarlarsak, “okumak veya okumamak, işte bütün mesele bu!” diyebiliriz. Okumak var olmak, okumama...

    Morali bozulmayan bir kardeşimiz çıkabilir mi? İnsanız, sayısal başarılar da bekleriz elbet. Bu başarıyı göremeyince de moral bozuluyor.  Nerde hata yapıyoruz? Neden teveccüh göremiyoruz? Neyi...

    Bu söz Milli Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a aittir.  Erbakan Hocamız, “Biz siyaset değil, cihad yapıyoruz!” derken, neleri kasdettiğini biliyoruz. Biz onun Kur’an’a ve Sünne...

    Malum, yeni kanunlar mecbur bıraktığı ve barajların da kaldırılmaması sebepleri ile Saadet Partisi, CHP ve İYİ Parti bir seçim ittifakı kurarak ve her birisi kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarara...

    Bir seçim kampanyası dönemi yaşıyoruz. Partiler, adaylar yarış halinde.  Rakipleri savaşır gibi, davransa da, Saadet Partisi doğruyu yanlışı gözeterek, hakkaniyete uyarak, rakiplerini karalama...

    Belli zamanlarda oy kullanırız. Oy demek rey demektir. Yani ülkemizi kimin yöneteceğine, yönetirken hangi kaide ve kurallara göre yöneteceğine dair görüşümüzü belli kurallara göre sandığa yansıt...

    Dünyanın en modern savaş uçağı sayılan ve kuyruğunda bayrağımızı taşıyan bir F-35 gösteri uçuşu yaptı. Bu çok güzel bir gösteri idi.  Herkes gibi biz de iftihar ettik. Bu modern ve maharetli u...

    Bazı olaylar vardır, istenmeyen şekilde gerçekleşmiştir.  Bazen de istenilen ve arzu edilen şekilde olmasını istediğimiz olaylar vardır.  Türkçemizde bunları “Ne iyi olurdu” gibi bir temenni c...

    Aynı şey değil bu iki kavram. Siyaset yönetme sanatı ve peygamber mesleği, politika ise çok yönlü yalan ve kandırma becerisidir. Uzun uzun izahat yerine, örneklerle açıklamak isteriz: Onbinle...

TOP