FARUK ÇELİK VE GÖZYAŞI

 
Saadet Partimizin Bursa İl Sorumluluğu görevi bizde olduğundan zaman zaman oraya gitmek mecburiyetimiz var.
Geçen gün deniz otobüsü ile Mudanya’ya yaklaşırken denizin mavisi ile bitişik Mudanya’nın yeşil zeytinliklerini temaşa ederken bir den aklımıza Faruk Çelik geliverdi.
Nedense!..
Teşkilat çalışmalarımızda beraberliğimiz olan bir kişilik.
Fazilet Partisi’nden 1999’da Milletvekili seçildi.
Milli Görüş ilkelerine candan bağlı bir arkadaş olarak tanırdık.
Lakin Akparti kurulduğunda “ısrarlara dayanamayıp” kurucu olarak gidenlerden birisi.
Milli Görüş içinde bulunduğu yıllarda eğitim çalışmalarında ilkelerimizi, hedeflerimizi, ne yapmak istediğimizi en veciz bir şekilde dile getiren bir arkadaşımızdı.
Akparti’de 16 yıl milletvekilliği, 2 dönem de çalışma hayatını yöneten bakanlık hizmeti yaptı. 
Milletvekilliği ve bakanlıkları döneminde, siyasi hayatının birinci safhasında savunmuş olduğu davasına, yani Milli Görüş’e hiç hizmeti dokundu mu?
Şöyle kabaca bir göz attığımızda hatırlanabilen icraatları gözümüzün önüne gelir: 
Asgari ücreti sefalet seviyesinde tutmak, bundan bile vergi almaya devam etmek!
Bakanlığı ile ilgili konularda sermayedarların etkisinde kalarak (kendisi de itiraf etmişti) yasalar çıkarmak!
Kamuoyunca cinayet sayılacak sebeplerle rekor seviyede iş kazalarının vuku bulduğu, işsizliğin katlandığı yıllar!
Çalışanlara hak ettikleri ücretleri değil de, rantiyeye ödenecek faizleri garantiye almak gayesiyle komik maaş artışlarına razı etmek için çaba sarfetmek!  
Politik ömrü böyle geçti. Milli Görüş’te iken savunduğu umdelerden bir tekini bile savunduğunu, bu uğurda küçük de olsa bir adım attığını gören duyan olmadı.
7 Haziran seçimlerinde aday olamayacağı için, TBMM’nin son toplantısında da ağlayarak veda ettiğini gördük.
Acaba neden ağladı?
Milletvekilliği ve bakanlıktan ayrı kalacağı için mi?
Politik hayatının sona ermesinden dolayı mı?
Çok sevdiği arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalmaktan dolayı mı?
Ya da ömrünün birinci yarısını verdiği Milli Görüş davası için hiçbir şey yapamamış olmanın üzüntüsü ile mi?
İşte o ağlama bizi 2001 yılına götürüverdi:
Bir tarafta “çok sevdiği” lideri, Prof. Dr. Necmettin Erbakan!
Yine dünyanın en kaliteli ve kibar Genel Başkanı Recai Kutan!
Yine elinden gelen tüm çalışmaları yapmakta olan Oğuzhan Asiltürk ve arkadaşları!..
Diğer tarafta ise Akparti ve kendisine tevdi edilen “Kurucular Kurulu” üyeliği, arkasından da milletvekilliği ve belki de kulağına fısıldanan bakanlık!...
O günlerde Bursa’da Modi düğün salonunda Fazilet Partisi İl Divan toplantısında yapmış olduğu konuşmada, Akparti’ye  gidenlerin yanlış yaptığını, bu hareketin ihanet olduğunu, Hocamıza ve davaya bağlılığın önemli olduğunu vurgulamıştı.
Ertesi günü parti değiştirdiği haberlerinin gelmesi çok anlamlıydı.
O günlerde de yine özel bir ortamda tıpkı parlemantoda yaptığı ağlama ile karışık konuşması gibi, ağlayarak, yanında evladı Enes ile beraberken şu konuşmayı yapmıştı:
“Çok rahatsızım! Biz alabora olduk! Çocuklarımdan bile utanıyorum! Çocuğum diyor ki:
-Baba Erbakan Hocamdan neden ayrıldın?
Ne cevap verebilirim?
Tamam geri gelmek isterim, ama ne yüzle gelelim? Hangi zemin ile gelelim? Dün havaalanındaydım. Erbakan Hoca geliyor, dediler. Görülmemek için utancımdan kaçtım! ( ağlıyordu, tıpkı mecliste ağladığı gibi) Bu hale mi düşecektik? Kim ister ayrılmayı? Biz büyük bir yanlışlık yaptık! Bunu nasıl telafi ederiz bilemiyorum! Şu andaki Bursa teşkilatı benim kurduğum teşkilat. Allah’tan onlar Milli Görüş’te sağlam duruyor! Bundan müsterihim! Orada durmalarını tenbih ediyorum!
Benim Liderim Erbakan Hocamdır! Ona karşı yüzüm kalmadı! Recai Abi dünyanın en kibar ve kaliteli insanlarından biri! Oğuzhan Abi ve çevresindekiler de görevlerini yapıyorlar. Yanlış yapanlar da oluyor elbette! Ama en büyük yanlışı bizler yaptık!”
Konuşma bu minval üzerine devam edip gitmişti. Ama bizler bu gözyaşlarına bakarak ve bunu pişmanlık zannederek yuvaya dönüşünü boşuna bekledik durduk!
O ise milletvekilliği ve bakanlığını bitirdi, yine ağlayarak veda etti!
Faruk Çelik ve gözyaşı!
Tanıdık bir ikili!
Eski arkadaşımız Sayın Çelik yeniden aday olur mu, yeniden seçilir mi bilemeyiz!
Ama bildiğimiz bir şey var ki, davasına ihanet etmede ve İslam dünyasını perişan eden 13 yılın vebalinde en büyük paylardan birisi sırtında olarak Mahkemei Kübra’ya varacaktır.
 
BÜYÜK DEĞİŞİM
 
Hep unuttular Milli Görüş’ü,
El öperlerdi dün, yalar gibi!..
Sisli ormanda ilerliyorlar,
Sanki büyülü dünyalar gibi!..
 
Ekrem Şama
TOP