VAR MIYIZ?

 

Milli Görüşçüler!

Biliyoruz ki, batıl nizamlar eninde sonunda yıkılacaktır!

Biliyoruz ki, Hakk nizam eninde sonunda gelecektir!

Çünkü Hakk gelince, batılın zail olacağı, yeni bir alternatif de ortaya koyamayacağı Kuran’ın bize anlattığı ve tarihin de şahit olageldiği bir gerçektir!

İnsanlar ilelebet batılın peşinde gidemezler!

Mutlaka uyanıp, silkinip Hakk’ın yanında yerlerini alacaklardır.

Liderimiz Erbakan Hocamız bu gerçeği sık sık ifade ederdi. 

Allah Dostu Erbakan kitabımızda da anlattığımız bir hatıra işte bu konu ile ilgili.

Hatıra şöyle:

“Erbakan Hocamızın 1979 yılında İnegöl’de bir konuşması oldu. Senato üçte bir yenileme seçimleri var. O zaman Ecevit Başbakan, yağ yok, tuz yok, mazot yok. Ülke yokluklar içinde. Hocamız oradaki mitingde dedi ki:

 -Bak bu millet saf temiz bir millet. Koyun da saf temiz bir hayvandır, melaikeyi temsil eder. Bu millet te koyuna benzer. Bu millet gitti Adalet Partisi’nin çatısı altına girdi, çatısı yok bacası yok, üşüdü, titredi, koştu Cumhuriyet Halk Partisi’ne. Orada da üşüdü, koştu oraya, koştu buraya. Sonunda orta yerde dikilecek ve de diyecek ki, ben kendime sağlam bir kapı bulmam lazım. O da Milli Görüş’tür, hiç başka çaresi yok. 

Buraya geleceksiniz! Biz niye çırpınıyoruz? Kolun bacağın kırılmadan, kolunu bacağını kaybetmeden, evladını anarşide kaybetmeden gel, diye çırpınıyoruz!.. 

İşte görüyorsunuz, Ecevit’in bereketsizliğini… 

Diye anlattı.”

Buna benzer ikazlarını her ortamda yapardı. 

Peki, bu hatıranın özelliği nedir?

Şudur:

Hocamız bu sözleri söyledikten sonra, mikrofondan biraz ayrılarak alçak sesle ve dua makamında şu cümleyi söyledi:

“-Yarabbi! Sen bu milleti bela ile terbiye etme!” 

Hocamız hikmetle konuşan bir lider idi. Bu dua cümlesini boşuna söylemiş olamaz.

Batılın peşinde koşmakta israr ederse bu milletin başına gelebilecek musibetleri düşünerek dua etmiş olduğu açıktır.

Yukarıda da dediğimiz gibi, milletimiz eninde sonunda Hakk’a, yani Milli Görüş’e gelecektir. İnşaallah musibete uğramadan, kolu bacağı kırılmadan, ağzı burnu kanamadan gelir. 

Hepimizin gayreti ve duası bunu temin içindir.

Şu gerçekleri hepimiz temel olarak kabul ederiz:

1-Bugün cihad teşkilatı olarak görev yapmaktayız.

2-Bizim görevimiz Hakk nizamı getirmek değildir. O iş Allah’ın yedindedir. Bizim görevimiz sadece ve sadece tebliğdir, anlatmaktır, bunun için çabalamaktır. Hakk nizamın gelmesi için cihad etmektir. Bütün gücümüzü ortaya koyarak gayret etmektir. Malımız ve canımızla bütün gücümüzü ortaya koymak bizim borcumuzdur. Mallarımızı, canlarımızı ve gayretlerimizi tamamen Allah yolunda ortaya koymadıkça borcumuzu eda etmiş olmayız, mesul kalırız. Bu çalışmalarımızın mükafaatı yalnız ve yalnız Allah rızasıdır. Amel defterlerimize bu rızanın neticelerinin geçirilmesidir. Bir dünyalık beklentimiz asla olmaz. Ama bu çalışmalarımızın bereketi olarak rızkımızın açılması, genişlemesi Rabbımızın bileceği ve takdir edeceği bir konudur. 

3-Şimdi önümüze bir ufuk daha açılmıştır. Bir ittifak yapılmış ve çalışmamız için daha musait bir ortam oluşmuştur. Bu müsait ortamı en verimli bir şekilde kullanmak borcumuz vardır.

Cihad teşkilatı olarak işte biz bu çalışmayı yapmak borcundayız. Cihad kaidelerine kurallarına, tebliğ usul ve esaslarına uyarak.

Bizim bu gayretimiz sebebiyle topluma isabet edecek musibetlerin kaldırılacağı konusunda ümidimizi muhafaza ederek, Rabbımıza duacı olmalıyız.

Var mıyız?

 

MUSİBETSİZ UYANMAK

 

Karakışta dondurma bizi Rabb'ım,

Havalar buz, yollar buz, bakışlar buz...

 

Yurtlar işgalde, kutsallar yerlebir,

Kuzuların içine girmiş domuz...

 

Alenen Resul’e hakaret varken,  

Müslüman uykuda, tepkiler tuz-buz.

 

Vahşi kapitalizm alt üst etti bizi,

Cebimizde tefeci var, borçluyuz.

 

Kuran taptaze, yolumız aydınlık,

Yön bellidir, gidersek kurtuluruz.

 

Bir musibet, bin nasihatten yeğdir,

Musibetsiz uyanmak... Umudumuz...

 

Ekrem Şama

 

TOP