28,10,0,50,1
600,600,60,1,3000,5000,25,800
90,150,1,50,12,30,50,1,70,12,1,50,1,1,1,5000
Powered By Creative Image Slider
Şu Boğaz Harbi
Read More!
Hilelerle Çanakkale
Kapak
Başlar ve Kılıçlar
Kapak
Allah Dostu Erbakan
Kapak
Osmanlı DüşünYordu
Kapak
Şiirlerle Çanakkale
Kapak
İnsanlar ve Mallar
Kapak

DIŞ POLİTİKADA GERİ DÖNÜŞLER

 
 
 
Bir kaç gün içinde neler oldu neler!..
Türkiye’nin dış politikası allak bullak oldu, başımız döndü.
İktidarın dış politikasında 2009 yılında meşhur VAN MİNUT ile başlayan İsrail’e perde önünde adeta günde beş vakit ağır sözler söyleme geleneği.
Kınama, tehdit, aşağılama, hakaret gırla gitti.
Bunu gören ve duyan seçmen İsrail’e karşı mertçe duruş zannederek oyları boca etti iktdar partisine.
Üstüne üstlük 10 şehit ile biten Mavi Marmara olayı, bu tutumun daha da sertleşmesine sebep oldu. Sanıldı ki, artık bu iktidar bu İsrail’in üstesinden gelecektir.
Ama çoğu farkedemedi, perde önünde söylenen bu sözlere rağmen arka planda ticari ilişklerin hızlı bir tempo ile artmaya devam ettiğini. İlişkilerin ise kesintisiz alttan alta sürdüğünü.
Sonunda yeni normalleşme mutabakatı imzalandı ki, Mavi Marmara, hatta Van Minut’ten önceki şartlara dönüldü. Dönüşler o kadar keskin ki, Mavi Marmara’nın aleyhinde konuşmaya bile başladılar. Bu mutabakatla Gazze Ablukası da resmen tanınmış oldu. Bunca gürültünün, hakaretin, sataşmanın hiç bir şeyi beklenilen müspet yönde değiştirmediği görüldü. 
Rusya!
Can ciğer kuzu sarması iken, bir kahrolası uçak düşürüldü. İlişkiler donuklaştı, her iki taraf da hakarete varan sert demeçler vererek gerginliği arttırdı. 
Şimdi ise haklı olarak düşürdüğümüzü dünyaya ilan ettiğimiz uçak için özür dileme ve tazminat ödemeyi kabul ettiğimiz mektuplaşmalarla eskiye dönme çabası başlatıldı. Kriz boyunca söylenen sözler tek kalemde silindi. Müthiş geri dönüşler. 
Her iki ülkeye karşı izlenen, bu iktidara has sert demeçlere dayanan yeni dış politikaların hiç bir netice vermemesi ve tornistan edip geriye dönülmesi karşısında bir fıkrayı hatırladık.
Manzum şekilde sunalım.
Takdir okuyucunun olsun:
 
TEZEK
 
Köyden pazara, ağa atta, uşak yaya, 
Yokuş, sıcak, uşak başladı yorulmaya.
-Çabuk yoruldun be, sana ne oldu öyle?
Erken tekledin, yoksa hasta mısın, söyle!
-Ağam, at sırtındasın senin işin kolay,
Koşturmaktan terledim, yoruldu tabanvay!
Ağa gururlandı, bu duruma sevinip,
Biraz alay etmek istedi attan inip. 
Uşağı çağırdı ve şöyle dedi ona;
-Çok özeniyorsun biliyorum sen bana,
Ata binmeye can atarsın bilirim ben,
Zevk almak istersin ardından ben yürürken!
-Estağfirullah be ağam!
....................................-Sus ben bilirim,
Sana bir teklif;
......................-Emret, ne yapabilirim?
-Şu tazecik tezeği görüyor musun sen?
-Görüyorum be ağam!
.....................-Bir parmakcık yersen,
Atımı sana veriririm, bunu bir düşün,
Daim sürünerek mi geçecek şu ömrün?
 
Uşak yorgundu, ter damlıyordu gözüne,
Kurtuluş gibi baktı ağanın sözüne.
Parmakla taze tezekten aldı bir tutam,
Gözlerini yumup, çiğnemeden yuttu, tam.
-Ağam at artık benim, ver dizgini bana,
Ağalık ne demekmiş, göstereyim sana!  
 
Uşak atta adeta şahlanmıştı artık,
Ağa kan ter içinde;
..............................-Yavaş git be sapık,
Yılların intikamını alır gibisin,
Çok da böbürlenme ha, tezek yedin demin!
 
Pişmanlık ateşi içinde idi ağa...
Dönüşte geldiler sabahki o durağa.
Uşağımız havaya girmişti bir kere,
Attan indi geldi tezek yediği yere;
-Gördün ya ağam, yaya gitmek kolay değil,
Yıllarca sen bana neler çektirmişsin bil,
Madem ki, bu at şu tezekten yiyenindir,
Aynı tezekten yersen at yine senindir.
 
Şimdi ağaya geldi düşünme sırası,
Yaya giderse olur köyün maskarası.
Şanını bitirmek mi, asla hayır hayır,
Tezek yemesi daha zararsız sayılır!
Parmakla şöyle bir lokmacık şey tutarsa,
Hissedilmez bile, bir çırpıda yutarsa...
 
Şimdi yine ağa attadır, uşak yaya,
Koşuştururken seslenir, der ki ağaya;
-Sabah çıktık bu köyden, sen atta ben yaya, 
Akşam da aynı şekilde döndük buraya.  
Yine ağa sensin, uşak benim, bu tamam;
Biz bu tezekleri niçin yedik be ağam?
 
Ekrem Şama
TOP